Sermaye için yağlı bir soygun kapısı: İşsizlik fonu

İşçi sınıfı, işsizlik fonunun sermaye peşkeş çekilmemesi için, fonun ve fon için yapılan kesintilerin son bulmasını isteyip, “Herkese iş, tüm çalışanlara iş güvencesi!” sloganını yükseltmeli.

İşsizlik fonu 2002 Mart'ında uygulamaya konuldu. İşçinin çalışırken, brüt asgari ücretinden kesilen vergi soygununun içinde işsizlik sigortası fonu primi de var. Sermaye devletine bugün bile sorsanız, utanmadan “işsiz kalana verilen fon” der. Ama 2016 yılı sonunda bu fonda biriken para yaklaşık olarak 100 milyar lira. Bunun sadece yüzde 2’si işsiz kalan işçiye verilmiş.

4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'na göre işçinin işten atıldığında “işsizlik maaşı” alabilmesi için şu şartları yerine getirmiş olması gerekiyor: “İşsizlik sigortası kapsamında bir işyerinde çalışırken çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına rağmen, kendi istek ve kusuru dışında işini kaybetmesi, hizmet akdinin feshinden önceki son 120 gün içinde prim ödeyerek sürekli çalışmış olmak kaydıyla son üç yıl içinde en az 600 gün süre ile işsizlik sigortası primi ödemiş olması, hizmet akdinin feshinden sonraki 30 gün içinde başvuruda bulunması..” 

11 aylık sözleşmeli çalışma epeyce yaygın. Eğer kadrolu olmayacaksa, sözleşme süresi dolan işçi işten çıkarılıyor. Yeniden başka bir yerde işbaşı yapması en az 1 ayı buluyor. Süreli işe girdiği için, işten atılmış da olmuyor. Hele kiralık işçilik yasalaştıktan sonra, işsizlik maaşı alması neredeyse imkansız hale geliyor. 4 aylık kiralık işçi olan bir işçi, her ay işsizlik sigortası primini ödeyecek, ama işsizlik maaşı alabilmesi teorik olarak bile imkansız olacak.

Sermayeye vermek için işçiden gasp ediliyor

İşçinin neredeyse hiç yararlanamadığı işsizlik fonu, gizli kapaklı da değil, açıktan sermaye sınıfına kaynak olarak sunuluyor. 2016 yılında Sayıştay raporlarına yansıyan verilere göre İşsizlik Sigortası Fonu’ndan Yönetim Kurulu kararı olmadan 996 milyon 214 bin 197 lira 15 kuruş harcama yapıldığı ortaya çıktı. Bunun Türkçe karşılığı, söylenen rakam fondan çalındı. Sermaye devleti tarafından iç edildi de denebilir.

Sermaye devleti sermayeye sürekli teşviklerde bulunuyor. Kayıtlı ve daha çok kayıt dışı “istihdam” seferberlikleri başlatıyor. Bu seferberliklerde kullanılacak teşviğin kaynağı olarak, gizli değil açık olarak işsizlik fonu gösteriliyor. İşçinin fondan yararlanmasını neredeyse imkansız hale getiren sermaye devleti, sermayeden sadece “istihdam” şartı arıyor.

İşsizlik sigortası değil, herkese iş ve işgüvencesi

Asgari ücretten hiç vergi kesilmese bile, asgari ücretli, açlık-yoksulluk sınırının altında ücrete çalışmış olacak. İşsizlik sigortası primi ise, işçiden çalınıp sermayeye sunulan açık bir soygun alanı.

İşçinin, işsizlik maaşına değil işe ve iş güvencesine ihtiyacı var. Bu yüzden işçi sınıfı, işsizlik fonunun sermaye peşkeş çekilmemesi için, fonun ve fon için yapılan kesintilerin son bulmasını isteyip, “Herkese iş, tüm çalışanlara iş güvencesi!” sloganını yükseltmeli.