Metal sektöründe kadın işçilerin durumu ve sorunları-II

Kadın metal işçilerinin sendikalardaki mevcut durumu değiştirmesinin yolu sorunlarına karşı mücadelenin aktif parçası olmaktan, erkek sınıf kardeşleri ile birlikte söz-yetki-karar hakkına sahip çıkarak tabandan örgütlenmekten, fiili-meşru mücadele bilincini kuşanmaktan geçmektedir.

Sendikalarda kadın işçiler

Türkiye’de metal sektöründe 1,5 milyon civarında çalışan işçinin ancak 250 bin kadarı sendikalıdır. Net rakamla sektördeki 250.422 üye işçinin 20.073’ü kadın işçidir. Kadın metal işçileri, sektörde çalışan toplam işçi sayısının 1/6’sı, sendikalı işçi sayısının ise 1/10’udur.

Sektörde uzun yıllardır ağırlığı olan üç sendika örgütlüdür: Türk-İş’e bağlı Türk Metal, DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş ve Hak-İş’e bağlı Çelik-İş. Metal Fırtınası döneminde öncü işçilerinin kurduğu TOMİS de sektörde değerlendirmemiz gereken bir diğer sendikadır. Her bir sendika için ayrı ayrı ifade edilecek ve değerlendirilecek yanlar olmakla birlikte, genel itibari ile kadın üye sayısından kadın işçilerin fabrika temsilciliklerinde ve sendika yönetiminde yer almasına kadar birçok açıdan bir sınırlılık göze çarpmaktadır. Kadın metal işçilerini genel olarak örgütlenme ve mücadele alanından uzak tutan nedenler, sendikal alanda da yansımasını göstermektedir.

Söz konusu nedenlerin başında, kadın işçilerin üretimde tuttukları yerin farkında olmamaları, daha doğrusu kendilerini yedek işgücü, ek gelir kaynağı olarak görmeleri gelmektedir. Kendisini bu şekilde gören kadın işçi, haklarını genişletmek, mücadelenin içinde yer almak planında hep çekinceli davranmaktadır. Yine birçok çalışma alanında olduğu gibi bu sektörde de kayıtdışı, esnek vb. çalışma biçimlerinin yüksek olması örgütlü olmayı, sendikalı olmayı zorlaştırmaktadır. Bir başka belirleyici önemde sorun da sendikaların kadın işçilere dönük politikalar üretme, kadın işçilerin çifte sömürüye karşı bilinçlenmesi ve mücadele içerisinde yer alması için eğitimler ve çalışmalar yapma çabası içerisinde olmamaları veya ortaya konan çabaların eksik veya zayıf kalmasıdır.

Sendikaların kadın işçilere yaklaşımı

Sektörde örgütlü sendikalara baktığımızda, karşımıza şöyle bir tablo çıkmaktadır:

Birleşik Metal-İş Sendikası: Kadın işçi üye sayısı 1400’dür. Birleşik Metal-İş’in 2007’de yaptığı genel kurulda “Birleşik Metal-İş Kadın İşçiler Bürosu” kurulması kararı alınmıştı. Sendikanın “Merkezi Kadın Komisyonu” bulunmaktadır. Kuruluşunun ardından bir dizi seminer ve eğitimler düzenleyen büro, 2009’da yurtdışında da bir dizi eğitim çalışması organize etti. Yapılan eğitimlerde ağırlıklı olarak kadın işçilerin “Toplumsal ve işyerlerinde karşılaştığı sorunlar”, “Erkek egemenliği ve kadına yönelik şiddet”, “Fabrikalarda kadın olmak ve gelişen olaylar karşısında inisiyatif almak” gibi konular işlendi. Kadın İşçiler Bürosu’nun 2013’e kadar bir çıkışı oldu ama ardından sınırlı, hatta yok denilebilecek kadar az faaliyeti kalmıştı. Son bir sene içerisinde yeniden işler hale geldiğini, önüne işler koyduğunu söyleyebiliriz. 25 Kasım ve 8 Mart gündemleri ile ilgili etkinlikler, seminerler, toplantılar yapma ve bunu sürekli kılma çabası göze çarpmaktadır.

Son dönemde kadın işçilerin de çalıştığı MATA, Valfsan, CSUN’da örgütlenen Birleşik Metal-İş Sendikası 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün ve regl günlerinin ücretli izin olarak sözleşmelerde geçmesini sağlamıştır. Kadın işçilerin lehine kazanımlar bu sene öne çıkan noktalardı.

Türk Metal: Sektörde en fazla kadın işçi üyeye sahip olan sendikadır. Fakat bu gerici çeteye egemen olan zihniyet biliniyor. Üyesi olan kadın işçiler için hak kazanmak ve haklarını korumak bir yana satış sözleşmelerine imza atan, işçi attıran bir sendikadır. Şubeler bazında dönemsel olarak kadın işçilerle beraber genel geçer toplantılar ve 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde yaptıkları ‘Kadın İşçileri Büyük Kurultayları’ dışında kadın işçilere dönük herhangi bir etkinlikleri yoktur. Yaptıkları kurultaylar, kadın işçilere söz vermek veya kadın işçilerin sorunlarını işlemek yerine, devlet erkanının ve sermayedarların boy göstereceği şekilde organize edilmektedir. Sömürünün, kadın işçilerin verili durumunun ve sermayenin saldırı politikalarının normalleştirilerek kanıksatılmaya çalışıldığı konuşmalar yapılmaktadır. 

Çelik-İş: Kadın işçilere dönük herhangi bir çabası yoktur. Türk Metal Sendikası gibi, sermaye veya sözcülerinin konuşmalarına boğulan “Kadın Emeği Buluşması” isimli etkinlikleri 8 Mart vesilesi ile yapmaktadır.

Tüm Otomotiv ve Metal İşçileri Sendikası (TOMİS): Metal Fırtınası’nın ürünü olmasına ve bu direniş sürecinde kadın işçilerin öne çıktığı, direngenliklerini gözlemlediğimiz bir sürecin deneyimi içerisinden çıkmasına rağmen, kadın işçiler cephesinden herhangi bir adım atmaması TOMİS’in bir zayıflık alanıdır.

Metal işçisi kadınlar sınıf örgütlerinde yerini almalı

Sendikaların kadın işçilere yönelik çalışmalarının zayıflığı, eksikliği, hatta kimi sendikaların sermayenin ihtiyaçları çerçevesinde kadın işçilere bilinç aktarma merkezleri olarak kullanılması, söz konusu sendikaların sınıfın toplamına dönük yaklaşımının bir yansımadır. Ön açıcı olmak yerine pasifleştiren, yol gösterici olmak yerine yükselen mücadelenin önünde barikat olan tutumların sergilenmesi norma dönüşmüştür.

Metal sektöründe örgütlü sendikalardaki kadın işçilere dönük eksikliklerin veya çarpıklıkların bu boyuta gelmesinin kaynağı sendikalardaki hakim zihniyetse, bunun parçalanması da sendika koltuklarına çöreklenmiş algının süpürülüp atılmasıyla mümkün olacaktır.

Kadın metal işçilerinin sendikalardaki mevcut durumu değiştirmesinin yolu sorunlarına karşı mücadelenin aktif parçası olmaktan, erkek sınıf kardeşleri ile birlikte söz-yetki-karar hakkına sahip çıkarak tabandan örgütlenmekten, fiili-meşru mücadele bilincini kuşanmaktan geçmektedir.