Kadınların örgütlenme ve mücadele sorunu!

10 Şubat tarihinde gerçekleştirilen Devrimci Kadın Kurultayı’na sunulan tebliğlerden “Kadınların örgütlenme ve mücadele sorunu!” başlıklı tebliği okurlarımıza sunuyoruz...

Kadının toplumsal yaşamda ikinci plana itilerek cins olarak ezilmesi, özel mülkiyetin/sınıfların ortaya çıkışı ile başlamakta, bu olgunun kendisi kadın sorununa tarihsel ve sınıfsal bir karakter kazandırmaktadır. Bu tarihsel-sınıfsal kaynak, kadın sorununun çözümünün koşullarına da işaret etmekte, kadının kurtuluşunun sosyalizmde olduğunu ortaya koymaktadır. Bu da, emekçi kadın çalışmasında, sınıfın genel kitlesinin ayrılmaz bir parçası olan kadın işçilerin temel alınmasını zorunlu kılmaktadır. Zira, genelde kadınların özgürleşmesi, ancak bu mücadelenin kazanımları ve zaferi ile mümkün olacaktır. 

Marksizm-Leninizm ışığında yaptığımız bu belirlemelere bağlı olarak tebliğimizde; işçi ve emekçi kadınların talepleri ve komünistlerin bu talepleri ele alış yöntemi, kadınların örgütlenme sorunları ve bunun araçları, yöntemleri vb. üzerinden komünistlere düşen görevleri tanımlamaya çalışacağız.

 

Emekçi kadınların mücadelesinin ve örgütlenmesinin araçları

Kapitalizmde kadın ve erkek işçi, aynı baskı ve kölelik ilişkilerine mahkûm edilmektedir. Sınıfsal konum üzerinden şekillenen bu toplumsal sorun her iki cinsi de kapsamaktadır. Fakat işçi ve emekçi kadınlar, sınıfın genel sorunlarının yanı sıra kadın olmaktan kaynaklı bir dizi sorunla da yüzyüzedirler. Bu olgu emekçi kadınların, hem sınıfsal hem de cinsel sömürü ve ezilmişliğe karşı mücadele etmesini zorunlu kılmaktadır. Çünkü kadın ücret artışı, sigorta, örgütlenme vb. haklar için mücadele ederken, aynı zamanda cinsel sömürüye, şiddete, töreye, aşağılanmaya, aile ve toplum içindeki ikincil konumuna karşı da mücadeleyi yükseltmek durumundadır.

Tam da bu olgu, sınıfın organik bir bileşeni olan emekçi kadınların, mevcut düzene karşı mücadele sürecinde erkeklerle omuz omuza yerlerini almalarının daha güçlü bir biçimde örgütlenebilmesinin bir olanağıdır. Bu nedenle biz komünistlerin görevi, tüm sınıf örgütlerinde, mesleki örgütlenmelerde ve demokratik kitle örgütlerinde kadın ve erkek emekçilerin birlikte mücadelesini örgütlemektir.

Kadını salt kendi özgün talepleri çerçevesinde ayrı örgütlenmeye yöneltmek, emekçi erkeği kadın sorunu çerçevesindeki görevlerine yabancılaştıracağı gibi, kadın emekçiyi de mücadelesinde yalnızlaştıracak, ufkunu daraltacak ve bilinç bulanıklığı yaratacaktır. Tıpkı bugün KESK içerisinde yaşandığı gibi, hak ve özgürlükler mücadelesi salt kadın mücadelesine daraltıldığı içindir ki, mücadelenin kısırlaşmasına ve giderek dejenere olmasına yolaçacaktır.

Kadın sorununun gerçek çözüm yolu ancak, sınıfların ortadan kaldırılmasını hedefleyen bir mücadele içinde açılabilir. İşçi sınıfının bir parçası olarak bu mücadelede yerlerini alan kadınlar, erkek sınıf kardeşleri ile birlikte, kurulu düzene yönelik mücadeleler içinde aynı zamanda “erkek egemen ideoloji”ye karşı da güçlü ve etkili bir mücadele verebilirler. Mücadelenin bu boyutunda da kadın işçiye en büyük desteği ise erkek sınıf kardeşleri vermek zorundadırlar.

Emekçi kadınlara yönelik çalışmada açıklık getirilmesi gereken önemli noktalardan biri, “bağımsız kadın örgütlenmesi” sorunudur. Bu sorun kadın çalışmasında tartışma yaratan alanlardan biridir. Biz komünistler, feministlerin ve soldaki versiyonlarının savunduğu tarzda bir bağımsız kadın örgütlenmesini doğru bulmuyoruz. Çünkü, işçi ve emekçilerin ortak mücadelesinden, bu çerçevede birlikte yer alacakları parti, sendika ve diğer kitlesel sınıf örgütlerinden bağımsız bir kadın örgütlenmesi olamaz. Kadın ve erkek emekçiler, parti örgütünden sendikal örgütlere, demokratik kitle örgütlerine kadar kadar tüm sınıf örgütlenmelerinde  birlikte mücadele etmelidirler. Emekçi kadın ile emekçi erkek ancak sınıfa karşı sınıf savaşımında omuz omuza bir mücadeleyi yükseltebildikleri koşullarda, kadın sorununun özgül boyutundaki mücadeleyi de daha güçlü bir biçimde verilebilecektir.

Emekçi kadınları ayrı bir örgütlenmeye yöneltmek, devrimci sınıfın gücünü bölmekten, kadın-erkek tüm emekçilerin kölelikten kurtulma mücadelesini zayıflatmaktan başka bir sonuç yaratmayacaktır. Dahası, kadının mücadelesini salt kadın olmaktan kaynaklanan sorunlar alanına hapsederek, onun tam da bu düzene karşı sınıfsal mücadeleler içinde aşabileceği geri konumunu aşmasını güçleştirecektir.

Kuşkusuz bu, emekçi kadınları örgütlemeye yönelik çalışma çerçevesinde özgün araçları, kitle örgütleri bünyesinde kadın sorununa yoğunlaşacak komisyonlar, komiteler, vb. oluşturma ihtiyacını ortadan kaldırmamaktadır. Tersine, bu tür araçlar kadınların mücadeleye çekilmelerini kolaylaştıran bir rol oynayacaklardır.

Bu komisyonların temel görevi, işçi ve emekçi kadınlara yönelik aydınlanma ve bilinçlendirme faaliyeti yürütmek, popüler broşür, bülten ve benzer araçları da kullanarak, onları özgün sorunları ve talepleri üzerinden de mücadeleye çekebilmektir.

Fabrikalarda, mesleki örgütlenmelerde, kültür kurumlarında, işçi derneklerinde, vb. oluşturulacak kadın kollarının, işçi-emekçi kadın komisyonlarının temel işlevi, bulundukları alanlarda kadınlara yönelik özgül çalışmayı planlayıp somutlaştırmanın ötesinde, bunu bünyesinde yer aldığı örgütün geneline maledebilmektir.

Öyleyse;

* Tüm işçi ve emekçi kadınlar, parti, sendika ve diğer kitlesel sınıf örgütlerinde erkek işçi ve emekçilerle birlikte örgütlenmelidirler.

* Mevcut mesleki ve sınıfsal örgütler içinde, kültür kurumlarında, işçi derneklerinde vb., kadınlara yönelik özgül çalışmanın ihtiyaçlarına yanıt verebilen uzmanlaşmış örgütlenmeler olan işçi ya da emekçi kadın komisyonları oluşturulmalıdır.

* Örgütlü ve örgütsüz tüm fabrika ve işyerlerinde de işçi ve emekçi kadınları yaşadıkları çok yönlü sorunlar üzerinden mücadeleye çekecek komite, komisyon vb. örgütlenmelere gidilmelidir.

 

Komünistlerin işçi ve emekçi kadının özgül sorunlarına yaklaşımı

Kadın sorunu demokrasi sorununa indirgenemeyecek denli köklü ve kapsamlı bir temel toplumsal sorundur. Bu nedenle komünistler, işçi ve emekçi kadını öncelikle kendi sınıfsal kimliği üzerinden kazanmayı ve etkin kılmayı hedeflerler. Fakat, işçi-emekçi kadına yönelik çalışmalarını yalnızca onun sınıf konumundan kaynaklanan sorunlarına indirgemezler; bu temel üzerinde işçi kadının cinsel konumundan kaynaklanan özgül sorunlarını, çıkarlarını ve bu çerçevedeki talepleri uğruna mücadelesini örgütlemeyi de bu çalışmanın temel önemde bir boyutu olarak ele alırlar.

Dolayısıyla, sınıfsal temelli sorunlarının yanısıra, kadınının cinsel konum ve ezilmişliğinden kaynaklanan sorunları da, komünistlerin sınıf çalışmasının özgül bir alanıdır. Kadın ve erkek işçi ve emekçi, kapitalist toplumda genel planda sınıfsal baskı ve kölelik ilişkileri içerisindedir ve bunun çok yönlü toplumsal sonuçlarını yaşamaktadır. Ama kadın işçi ve emekçi, bunun yanısıra kadın olmaktan kaynaklanan bir dizi sorun yaşamaktadır. Bu sorunları yalnızca gündelik toplum yaşamında ve kültürel düzeyde değil, yalnızca aile ve ev ilişkileri içinde de değil, bizzat üretim sürecinde de yaşamaktadır. Ev köleliği sermaye köleliği ile birleşmekle kalmamakta, sınıfsal ezilme ve sömürülme cinsel konum üzerinden ayrıca ağırlaşarak yeni boyutlar kazanmaktadır. Böylece cinsel ezilme kapitalist sömürü ilişkileri içinde çok daha geniş bir zemine oturmaktadır.

Bunun içindir ki komünistler, işçi ve emekçi kadını sadece sınıfsal ezilmişliği değil, bu temelde daha da katmerleşen cinsel ezilmişliği ile iki katlı bir baskı ve sömürüye maruz kalması üzerinden de mücadeleye çekme çabası içindedirler. Bu ikisi birbiriyle kopmaz bir bütünlük taşımaktadır.

Temel bir toplumsal sorun olması nedeniyle “Kadının kurtuluşu sosyalizmle mümkündür!” demek, hiçbir biçimde bugün kadın sorunu çerçevesinde demokratik haklar mücadelesinin önemini azaltmamakta, tam tersine, yukarıdaki bakışaçısı çerçevesinde, bu alandaki mücadeleye özel bir önem kazandırmaktadır. Fakat bu mücadele kendi içinde bir kadın hakları mücadelesi olarak değil, kadının sınıfsal ezilmişliği ile bütünlüğü içerisinde ele alınmaktadır.

Öyleyse;

* İşçi ve emekçi kadınların özgün sorunlarına dayalı demokratik talepleri ile sınıfsal talepleri arasındaki bağ doğru bir biçimde kurulmalı, nihai kurtuluşun sosyalizmle mümkün olduğu perspektifi, kadının özgül sorunları üzerinden bir mücadelenin önemini zayıflatan bir rol oynamamalıdır.

* Öte yandan, işçi ve emekçi kadınların gündelik acil demokratik talepleri ve siyasal istemleri üzerinden mücadelesini örgütlerken, sosyalist propaganda çalışması bunun olmazsa olmaz bir boyutu olarak ele alınabilmelidir. Bu ikisi arasındaki bağı doğru bir biçimde kuramayan bir propaganda-ajitasyon çalışması ile düzen içi reformlar mücadelesinin ötesine geçmek mümkün değildir.

 

Komünistlere düşen görevler

Komünist partisi işçi sınıfının öncü müfrezesidir. Bundan dolayı, geniş kitlelere politikalarını taşırken, saflarını işçi sınıfının diri öncü güçlerine açar. Bu çerçevede, işçi sınıfının organik bir parçası olan öncü kadın işçilerin komünist partiyle buluşmasını kolaylaştıracak yol, yöntem ve araçlar üzerinden parti saflarını güçlendirmede doğrultusunda üzerine düşen görev ve sorumlulukların gereklerini yerine getirir.

Bu doğrultuda;

* İşçi ve emekçi kadınların bilinçlenmesi, mücadeleye çekilmesi ve örgütlenmesi amacıyla çok yönlü araçlar kullanılmalıdır. Bu çerçevede emekçi kadın bültenleri bir araç olarak kullanılabilmeli, bülten sayfaları hem komünist partinin kadın politikasının taşıyıcısı hem de emekçi kadınların kürsüsü olabilmelidir. Süreklilik taşıyan merkezi bir emekçi kadın bülteni kadın çalışmasının geliştirilmesinde önemli bir rol oynayabilir.

* Emekçi kadının mücadelesine ve örgütlenme sorununa yönelik reformist yaklaşımlar ideolojik mücadelenin konusu haline getirilmelidir. 

* İşçi sınıfının öncü kadın unsurlarının işçi sınıfının partisiyle bütünleşmesinin önünü açabilecek değişik araç, yol ve yöntemler geliştirilebilmelidir.

***

Sonuç olarak kadın çalışması, işçi kadının cinsel eşitsizlik ve ezilmişlikten gelen özgül sorunları ile sınıfsal ezilmişliğini birleştirmek durumundadır. Zira sınıfın ortak sorunları ve çıkarlarının ötesinde, işçi kadınların cinsel ezilme ve sömürülme konumdan gelen özgül sorunları ve ihtiyaçları, bununla bağlantılı çıkarları vardır. Bunları içermeyen bir sınıf çalışmasıyla, kadın sorunu çerçevesinde başarılı bir mücadeleyi örgütlemek mümkün değildir.