Kadınlar gericiliğe ve şiddete karşı direniyor!

Başta Kobanê’de olduğu gibi cephede, Haziran Direnişi’nde olduğu gibi barikatlarda, eylem alanlarında ya da Greif’te olduğu gibi grev ve işgallerde mücadele içinde özgürleşen kadınların sesi 25 Kasım’da yankılanacaktır.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü yaklaşıyor. Emekçi Kadın Komisyonları tarafından bu mücadele günü çeşitli eylem ve etkinliklerle işlenecek, dünyada ve ülkede yaşanan gericiliğe ve şiddete karşı direniş çağrısı yükseltilecek.

Bu yılın 25 Kasım’ını dünyada ve Türkiye’de gericiliğin tırmandırıldığı, şiddetin ve sömürünün giderek arttığı koşullarda karşılıyoruz. Emperyalist-kapitalist sistemin hükmünün sürdüğü her coğrafyada farklı biçimlerde yaşansa da gericiliğin ve şiddetin hedefinde kadınlar olmaya devam ediyor. Zira bu sistem sürekli şiddet ve gericilik üretmektedir. Bunun son örneği emperyalist politikaların besleyip büyüttüğü son dönemin en vahşi ve gerici yapılanması IŞİD çetelerinin yaptıklarıdır. Ezidi, Kürt, Türkmen… IŞİD çeteleri işgal ettikleri yerlerde kadınları ve çocukları kaçırmakta, tecavüz etmekte ve para karşılığı köle olarak satmaktadır. IŞİD’in dayatmak istediği yaşamda kadınlara sünnet uygulamasından çocuk yaşta evlendirilmeye kadar gericiliğinin tüm boyutları bulunmaktadır.

Emperyalist-kapitalist sitemin gericilik tablosunun bir diğer yanında ise Nijerya’da Boko Haram çetelerinin sıklıkla yaptıkları gibi köylerden kadınları ve çocukları kaçırması, köle haline getirmesi vardır. Diğer bir yanında ise İran’da Reyhane Cebbari’nin kendine tecavüze yelteneni öldürdüğü için idam edilmesi, “milli voleybol maçını” izlemek istediği için “İslamcı rejim adaleti”yle Gonca Gavami’nin tutuklanması bulunmaktadır. Ortadoğu’da yaşanan emperyalist müdahale sonucu göçe zorlanan, savaşın tüm olumsuz sonuçlarını katmerli bir şekilde yaşayan Suriyeli kadınları da bu gericilik tablosuna eklemek gerekir.

Buna dünya kadın nüfusunun %10’unun tecavüze maruz kalmasını, dünya üzerinde her ırk ve ülkeden dört aileden birinde aile içi şiddetin görülmesini, dünyada her yıl 10-12 milyon kız çocuğunun erken yaşta evlendirilmesini, mültecilerin yüzde 80’inin kadınlar ve çocuklardan oluşmasını ekleyebiliriz. Daha pek çok örnek bu gericilik tablosunda bulunmaktadır.

 

AKP politikaları gericiliği ve şiddeti körüklüyor!

Türkiye’de ise gericilik giderek artmakta, kadına yönelik şiddet tüm boyutlarıyla yaşanmaktadır. IŞİD çetelerini “öfkeli kalabalık” olarak tanımlayan AKP iktidarının bu ‘anlayışlı’ tavrının gerisinde aynı gerici toplum hayalleri bulunmaktadır. Kuşkusuz ki bu çetelere verdiği her türden destek ile AKP, IŞİD’in kafa kesme, tecavüz ve insan ticareti gibi insanlık suçlarının da ortağıdır.

Öte yandan Türkiye gerçekliğine bakıldığında giderek karanlığa bürünen bir tablo görülmektedir. Bu tabloda Türkiye’de kadına yönelik şiddetin son 10 yılda 14 kat arttığı, ortalama olarak her 3 evlilikten birinin çocuk yaşta yapıldığı, bu şekilde erken evlilikte Türkiye’nin Avrupa ikinciliği unvanı aldığı gerçeği vardır. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu’nun verilerine göre Türkiye’de ailelerin % 34’ünde fiziksel şiddet, % 53’ünde sözlü şiddet uygulandığı belirtilmektedir. Bu ülkede aile içi suçların % 90’ı kadına karşı işlenmektedir. Kadınların yüzde 20’si okur-yazar olmadığı gibi, eğitim görebilen 100 kadından sadece 2’si yüksek öğrenim yapabilmektedir. Bir yanda kadınlar resmi işsizlerin yüzde 37’sini oluştururken, işçi kadınlar düşük ücretlerle, güvencesiz işlerde çalışmaktadır. Kadınların yüzde 40’ı görücü usulüyle evlendiği, yılda 2 bin 500 kadın anne olmak isterken yaşamını yitirdiği Türkiye’de kadınların yüzde 35,6’sı bazen yüzde 16,3’ü sık sık aile içi tecavüze uğruyor. Aşırı kâr güdüsüyle iş cinayetlerinde ölen kadınlar yanı sıra ataerkil kültürün sonucunda katledilmeye devam ediyor. Özetle Türkiye’de şiddet fiziksel, cinsel, ekonomik ve psikolojik tüm boyutlarıyla yaşanmakta ve giderek tırmanmaktadır.

Kadınların kaç çocuk sahibi olacağı, nerde, nasıl kahkaha atacağı, kızlı-erkekli kalmaları gibi şeylere kafa yoran devlet ve hükümet yetkilileri tabii ki kadına yönelik şiddeti engelleme gibi bir kaygı taşımamaktadır. Türkiye gerçekliğinde AKP gericiliğinin politikaları ile kadına yönelik şiddet körüklenirken bir yandan da gerici toplumsal yaşam dayatmaları devam etmektedir. Bunun son örnekleri Esenler’deki bir okulda karma eğitimin kaldırılarak, “İslam ahlakı” gerekçesiyle kız ve erkek öğrencilerin eğitimlerinin ayrılması olmuştur. Diğer yandan AKP’li vekiller ve Diyanet İşleri Başkanı fırsat buldukça imam nikâhının resmileşmesini dillendirmeye başlamıştır. Örnekler çoğaltılabilir. Bunlar bile 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’ne nasıl bir gericilik ortamında girdiğimizi özetlemektedir.

 

Direniş özgürleştiriyor!

Dünyada ve ülkede gericilik ve şiddet tablosu böyleyken, kuşkusuz ki bu gericiliğe ve şiddete karşı geliştirilen direniş örnekleri ise bu yılki 25 Kasım eylem ve etkinliklerimizin ana gündemi olacaktır. Başta Kobanê’de olduğu gibi cephede, Haziran Direnişi’nde olduğu gibi barikatlarda, eylem alanlarında ya da Greif’te olduğu gibi grev ve işgallerde mücadele içinde özgürleşen kadınların sesi 25 Kasım’da yankılanacaktır.

25 Kasım mücadele gününün tarihsel mirası da budur. Zira bugünde simgeleşen Mirabel Kardeşler yani Kelebekler (*) verdikleri özgürlük mücadelesi içinde katledildiler. Bu nedenle bu yılın 25 Kasım’ı Kelebekler’in mücadelesini eylem alanlarına taşıdığımız bir gün olmalı, tarihsel anlamına uygun bir şekilde ele alınmalıdır. 25 Kasım’a hazırlık çalışmaları ise işçi ve emekçi kadınlara şiddetin ve gericiliğin olduğu her yerde direnişi büyütme, mücadele ve örgütlenme çağrısı olmalıdır.

* 25 Kasım, Latin Amerika’da Dominik Cumhuriyeti’nde, Trujillo diktatörlüğüne karşı özgürlük mücadelesini yükselten Mirabel Kardeşler’in (Patria, Minerva ve Maria) egemenlerce tecavüz edilerek katledildiği tarihtir. Özgürlük mücadelesi veren bu üç kız kardeşten birinin kod adının “Kelebek” olmasından dolayı “Kelebekler” adıyla anılırlar ve katledildikleri 25 Kasım tarihi, Latin Amerika Kadın Kurultayı’nda alınan bir kararla “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” olarak kabul edilir.