İEKK’nin 8 Mart çağrısı: Krize, gericiliğe, sömürüye karşı direnişi seçiyoruz!

8 Mart, dayatılan gericiliğe, krizle birlikte artan sömürü ve yoksulluğa, kadına yönelik şiddete karşı bir direniş çağrısıdır. İEKK olarak 8 Mart sürecinde emekçi kadınları harekete geçirmek için her zamankinden daha fazla bir enerji ile çalışacak, 8 Mart’ı sınıfsal özüne uygun şekilde anmak için yoğun bir çaba ortaya koyacağız.

Bu yılın 8 Mart’ını ülkenin koyu karanlık bir süreçten geçtiği koşullarda karşılayacağız. Her yıl 8 Mart, başta kadın işçiler olmak üzere, sınıfın direnişini simgeleyen bir gün olarak anılmakta, çeşitli eylem ve etkinliklere konu olmaktadır. 8 Mart devrimci sınıf mücadelemizin önemli bir takvimsel günüdür. Ancak bizler böylesi takvimsel günlere hazırlığı, sınıf içinde yürüttüğümüz devrimci çalışmaların ivmelendiği ve bu çalışmalara güç katan bir süreç olarak değerlendiriyoruz.

Bu yılın 8 Mart’ı ise özellikle önemlidir. Zira ülke, dinsel gericiliğin giderek kurumsallaştırıldığı, OHAL kılıfıyla baskı ve devlet terörünün azdığı, buna siyasal ve ekonomik kriz koşullarının eklendiği bir dönemden geçmektedir. Bahsedilen koşullar özellikle kadın işçi ve emekçilerin bu düzende yaşadıkları sorunları katmerleştirmektedir. Kadınlar siyasal gericiliğin ve krizin etkilerini yaşamlarında daha fazla hisseder hale gelmektedir.

Bu sömürü düzeninde bir yanda artan işsizliğe fabrikalarda uzun ve fazla mesailer eşlik etmekte, diğer yandan ise yoksulluk artışına hayat pahalılığı eklenmektedir. Toplumsal yaşamda ise dinsel gericilik giderek baskıcı bir hal almakta, kız çocukları “erken evliliğe” zorlanmakta, cinsel istismarcıların önü açılmakta, yargıyla, eğitimle bu gericilik pekiştirilmektedir. Öte yandan yozlaşmanın, fuhuşun artması, kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüz gibi saldırıların çocukları ve artık bebekleri de içine alarak büyümesi gibi örneklerden görüldüğü üzere, toplumsal yaşamın her alanında çürüyen bir düzenin kokusu duyulmaktadır. Bu tablo içinde kadın işçi ve emekçiler en fazla mağdur, en fazla yoksul, en fazla köle olmaya ve bu koşullara rıza göstermeye zorlanmaktadır. Ancak tüm bu baskılar, gerici dayatmalar kendi karşıtını da yaratmakta, kadınlarda direniş ruhunu güçlendirmektedir.

İşte böylesi koşullarda kadın işçilerin direnişiyle sınıfın ortak kazanımına dönüşen 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne hazırlık süreci, İEKK çalışmalarımız açısından oldukça önemlidir. Unutulmamalıdır ki, tarihsel deneyimlerden ve de ülke gündeminde öne çıkan eylemlerden de görülebileceği gibi kadınlar mücadele içinde oldukça önemli bir dinamiktir. OHAL koşullarının, tutuklama ve gözaltı terörünün yarattığı baskı ortamına rağmen kadınlar sokaklarda olmaya devam etmiştir. Bunun son örneği cinsel istismar yasasına karşı gösterilen eylemli tepkilerdir. Öte yandan KHK’lar ile işlerinden edilen kamu emekçilerinin sesleri, Ankara’da Nuriye Gülmen, İstanbul’da Betül Celep örneğinde olduğu gibi daha duyulur hale gelmekte, yaratılan direniş mevzileri örnek olmaktadır.

OHAL’de sözünü söyle, sokağı ve direnişi örgütle!

8 Mart gündemli çalışmalarımız sömürü, baskı ve gericiliğe karşı biriken direniş ve mücadele dinamiklerini açığa çıkartmayı hedeflemeli, kadın işçi ve emekçilere başta güncel talepleri olmak üzere, gerçek ve kalıcı kurtuluşu için net bir perspektif sunmayı amaçlamalıdır. Referandum gündemi üzerinden şekillenen siyasal süreçte karşılayacağımız 8 Mart çalışmaları, doğal olarak referandum sürecine devrimci müdahale çalışmalarıyla iç içe geçecektir. Bizler referandum dönemi içerisinde işçi ve emekçi kadınları bağımız devrimci sınıf perspektifiyle tutum almaya çağıracağız.

Kitlelere ulaşmanın OHAL yasaklarıyla engellendiği, söz söyleme, eylem örgütleme haklarının gasp edildiği bir süreçte bu ablukayı kıracak bir çalışma programına ihtiyaç vardır. Öncelikli olarak sınıf kitleleriyle yüz yüze gelen bir çalışmayı örmek, kadın işçi ve emekçilerin taleplerini ifade edebilecekleri kürsüler yaratmak özel bir ihtiyaçtır. Çeşitli biçimlerde örgütlenecek etkinliklerle kadın işçilerin sorunları, talepleri gündemleştirilmeli, çözüm yolları tartışılmalı ve örgütlenme çağırısı yükseltilmelidir. Mümkün olduğunca görsel, yazılı materyallerle işçi havzalarında, çalışma ve yaşam alanlarında 8 Mart ve kadın işçilerin mücadele talepleri gündemleştirilmelidir.

Öte yandan 8 Mart’ın fabrikalarda olanaklara göre çeşitli biçimlerde özel bir gündem olarak işlenmesi oldukça anlamlı olacaktır. Eylemsel tutumlardan, kokart takmaya, bildiri okumalarından, karanfil dağıtımlarına vb. çeşitli şekillerde bu gündem üzerinden kadın işçilerin talepleri ve örgütlenmesi işlenebilir, dinlenme molalarında mütevazı anma etkinlikleri örgütlenebilir.

Tüm bunlarla birlikte, sokaklar ve eylem alanları kadın işçi ve emekçilerin fiili-meşru mücadele tutumu ile özgürleştirilmelidir. OHAL bahanesiyle getirilen yasaklara tabi olmadan 8 Mart eylemleri örgütlenmelidir.

8 Mart, dayatılan gericiliğe, krizle birlikte artan sömürü ve yoksulluğa, kadına yönelik şiddete karşı bir direniş çağrısıdır. İEKK olarak 8 Mart sürecinde emekçi kadınları harekete geçirmek için her zamankinden daha fazla bir enerji ile çalışacak, 8 Mart’ı sınıfsal özüne uygun şekilde anmak için yoğun bir çaba ortaya koyacağız.

Devrimci baharın ilk önemli günü olan 8 Mart'ın hazırlık çalışmaları, sonrasındaki süreci de etkileyecek bir potansiyele sahiptir. Bu nedenle tüm çalışma alanlarında krize, gericiliğe ve sömürüye karşı direnişi büyütmeliyiz.

İşçi-Emekçi Kadın Komisyonları