Devrimci Kadın Kurultayı Sonuç Bildirgesi...

"Kurultay kapsamında sunulan tebliğlerde kadın sorununa ilişkin marksist bakış özlü bir biçimde ortaya konulmuş, tebliğler üzerine yapılan konuşmalarda ise kadınların yaşadığı güncel sorunlar ile buna karşı mücadele perspektifi ele alınmıştır."

“Özgürlük, eşitlik, sosyalizm!”

 

“Özgürlük, eşitlik ve sosyalizm mücadelesinde Devrimci Kadın Kurultayı”, 10 Şubat 2013 günü, İstanbul’da Petrol İş Sendikası Konferans Salonu’nda başarıyla gerçekleştirildi. Kurultaya, kadın ve erkek emekçilerin oluşturduğu yüzlerce kişi katıldı.

Yaklaşık üç ayı bulan Devrimci Kadın Kurultayı hazırlık süreci, başta İstanbul olmak üzere birçok kentte emekçi kadınlara yönelik mücadele çağrısı üzerinden şekillendi. Yanı sıra reformizme ve feminizme karşı ideolojik mücadelenin yükseltildiği, devrimci bakışaçısının net bir biçimde ortaya konulduğu bir çalışma olarak örgütlendi.

Kurultay kapsamında sunulan tebliğlerde kadın sorununa ilişkin marksist bakış özlü bir biçimde ortaya konulmuş, tebliğler üzerine yapılan konuşmalarda ise kadınların yaşadığı güncel sorunlar ile buna karşı mücadele perspektifi ele alınmıştır.

Kurultayımız, kadın sorunu ve kadının kurtuluş mücadelesine ilişkin şu tespitlerde bulunmuştur:

- İşçi sınıfının ideolojisi olan bilimsel sosyalizm, kadının sınıfsal ve cinsel ezilmişliğinin kaynağına ve bu kölelikten kurtulmanın yollarına ışık tutar.

- Kadın sorununun temel bir toplumsal bir sorun olduğunu ortaya koyan Marksizm, tüm diğer temel toplumsal sorunlarda olduğu gibi kadın sorununda da gerçek ve köklü çözümün, bu sorunu yaratan toplumsal koşulların yok edilmesiyle olanaklı olacağını ifade eder. Bu nedenle toplumsal düzenin ürettiği sonuçlara karşı değil, temellerine karşı mücadeleyi esas alır.

- Kadın cinsinin “tarihsel yenilgisi”, özel mülkiyetin ortaya çıkması, sınıflı toplumların oluşmasıyla başlar. Kadın-erkek arasındaki eşitsizliğin bu başlangıcı, iktisadi temelde  cinsiyet farkı tanımaksızın efendi-köle eşitsizliği olarak ortaya çıkan ilk sınıfsal ilişkilerin bütünlüğü içinde ele alınmalıdır. Bu açıdan, kadın sorunu basitçe kadın ile erkek arasındaki özel bir sorun olmayıp, toplumsal-sınıfsal nitelikte bir sorundur.

- Kadın sorununun tarihsel ve sınıfsal özünü yok sayan, kadının ezilmişliğinin nedenlerine ve kökenine bakma yeteneğinden yoksun olan feminizm, sorunu yalnızca kadının cins olarak ezilmişliği üzerinden ele almakta, dolayısıyla sorunun sınıfsal boyutunu inkar etmekte, kadın-erkek eşitliğini de kapitalist düzen temeli üzerinde biçimsel hakların elde edilmesine indirgemektedir.

- Sınıf ilişkileri, yani toplumsal koşullar yok sayılarak, cinsler arası ilişkiler açıklanamaz. Marksist dünya görüşü kadın sorununu ve cinsler arası ilişkileri sınıfsal temelleriyle ele alır. Cinsiyet eşitsizliğinin, sınıfsal eşitsizliğe dayalı toplumsal sistemden kaynaklandığını ortaya koyar.

- İşçi sınıfının kılavuzu olan bu dünya görüşü, kadının kurtuluşunun yegane yolunun, kadın-erkek işçi ve emekçilerin özel mülkiyet ve sömürüye dayalı kapitalizme karşı sınıfsal temelde birleşerek mücadele etmesinden geçtiğini söyler.

- Kapitalist sistem kadın sorununu kendisinden önceki sınıflı toplumlardan devralmış, onu kendi egemenlik ve sömürü ilişkilerinin yeni koşullarına uyarlamıştır. Kadının kölelik zincirlerini yenilerini ekleyerek, sorunu daha da derinleştirmiştir.

- Eşitsizlik ve sömürü ilişkilerine dayalı olan kapitalizmden kurtuluş, kadını-erkeğiyle örgütlenmiş işçi sınıfının önderliğinde gerçekleşecek olan sosyalist devrimle mümkün olacaktır.

- Sosyalizm mücadelesinde, işçi ve emekçi kadınların özgün sorunlarına dayalı demokratik talepleri ile sınıfsal talepleri arasındaki bağ doğru bir biçimde kurulmalı, nihai kurtuluşun sosyalizmle mümkün olduğu perspektifi, kadının özgül sorunları üzerinden bir mücadelenin önemini zayıflatan bir rol oynamamalıdır. Diğer yandan, işçi ve emekçi kadınların gündelik acil demokratik talepleri üzerinden mücadelesi örgütlenirken, sosyalist propaganda çalışması bunun olmazsa olmaz bir boyutu olarak ele alınabilmelidir.

- Kadının kurtuluşu için, özel mülkiyetin ortadan kalkması, yani sınıflı toplum düzeninin son bulması gerekmektedir. Kadının kurtuluşu için izlenmesi gereken yolu bizlere Ekim Devrimi ve Sovyetler Birliği deneyimi göstermektedir. Siyasi iktidarın proletarya tarafından ele geçirilmesi ile insanın insan tarafından sömürülmesine ve özel mülkiyet düzenine son verecek sürecin önünü açan Sosyalist Ekim Devrimi, kadının tarihsel ezilmişliğinin temellerini ortadan kaldıracak olan ilk adımları da hızla atmıştır.

- Emekçi kadın çalışması, işçi kadının cinsel eşitsizlik ve ezilmişlikten gelen özgül sorunları ile sınıfsal sorunlarını birleştirmek durumundadır. Sınıfın ortak sorunları ve çıkarlarının ötesinde, işçi kadınların cinsel ezilme ve sömürülme konumdan gelen özgül sorunları ve ihtiyaçları vardır. Bu bütünlük kurulmadan, kadın sorunu çerçevesinde başarılı bir mücadeleyi örgütlemek mümkün değildir.

- 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, kapitalist düzenin özellikle emekçi kadınlar üzerindeki çifte sömürü ve baskısına karşı devrimci başkaldırının ve uyanışın simgesel bir günü olarak tarihte yerine almıştır. Uzun bir dönemdir 8 Martlar reformist güçler tarafından bu sınıfsal ve devrimci özü yok sayılarak kutlanmaktadır. 2013 8 Martı’nın öngünlerinde, işçiler, emekçiler, ilerici-devrimci güçlerin devrimci bir 8 Mart zemininde tutum almalarını sağlamak yakıcı bir ihtiyaçtır.

Sınıf devrimcileri olarak, Devrimci Kadın Kurultayı’ndan aldığımız güçle, özgürlük, eşitlik ve sosyalizm mücadelesini büyüteceğiz.

Devrimci Kadın Kurultayı

Şubat 2013