TKİP’nin 17. kuruluş yıldönümü etkinliğinde yapılan konuşma

Devrimci bir sınıf hareketi için ileri!..

 

Değerli dostlar, yoldaşlar,

Yeni bir yıldönümü etkinliğinde yine bir aradayız. Ekim Devrimi’nin 98., partimizin kuruluşunun 17. yılını kutluyoruz. Bu anlamlı günde coşku ve kıvancımızı paylaşarak gecemizi onurlandıran siz dost ve yoldaşlarımızı, partimiz adına en içten devrimci duygularla selamlıyorum. “İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği” gecesine hoşgeldiniz!

Emperyalist barbarlığa karşı devrimci sınıf mücadelesi

Partimiz uzun bir dönemdir her vesileyle insanlığın “yeni bir tarihsel dönem”e girdiğini vurgulamaktadır. Bu dönem, yeni bir bunalımlar, savaşlar ve devrimler dönemi olarak tanımlanmaktadır. Günümüz dünyasındaki tüm gelişmeler döne döne partimizin bu tespitini doğrulamaktadır.

Bu yeni tarihi döneme karakterini veren temel olgulardan ilki, kapitalist sistemin çok yönlü bunalımıdır. Sistem bir kez daha kendisini soluksuz bırakan bir bunalımla yüz yüzedir. Geçmiştekilerden daha yıkıcı nitelikler taşıyan bu bunalımın faturası her zamanki gibi işçi ve emekçilere ödettirilmekte, servet-sefalet kutuplaşması alabildiğine derinleşmektedir. Bunu ahlaki ve kültürel çürüme ile yerküremizin geriye dönüşü mümkün olmayan yıkımı tamamlamakta, insanlık gitgide koyulaşan bir karanlığa sürüklenmektedir.

Öte yandan dünyamız, her geçen gün biraz daha keskinleşen emperyalist nüfuz mücadelelerine, tırmanan savaş ve saldırganlığa ve tüm faturası mazlum halklara çıkartılan bölgesel boğazlaşmalara sahne olmaktadır.

Bunalımlar ve savaşlar, tartışmasız olarak içinde bulunduğumuz dönemin iki olgusal gerçeğidir. Ancak, dönemi karakterize eden bir başka önemli gerçek daha var. Girmiş bulunduğumuz tarihsel dönem, aynı zamanda bir devrimler dönemi olacaktır. Bir yanda Yunanistan’dan İspanya ve İtalya’ya, İngiltere’den Amerika, Hindistan’a, tüm kapitalist metropolleri sarsan proleter kitle hareketleri, diğer yanda, Tunus ve Mısır’da patlak veren halk isyanları ve Türkiye’de 2013 Haziranı’nda patlak veren büyük halk hareketi bunun ön belirtileridir. Toprağın yeniden devrimler için mayalandığını anlatmaktadır.

Fakat yine tartışmasız olan son derece önemli bir başka gerçek daha var. Devrimci bir önderlikten, programdan, yön ve hedeften yoksun, daha yalın bir ifadeyle, işçi sınıfının devrimci eksenine bağlanmamış sosyal patlamalar ve halk isyanları, geçici de olsa yatıştırılabilmekte, dahası emperyalist manevralarla yedeklenebilmektedir.

Öte yandan, Afganistan’la başlatılan, Irak’ın ikinci kez işgali, Libya’nın yerle bir edilmesi ve Suriye ile devam ettirilen emperyalist gerici savaşlar giderek daha yıkıcı boyutlar kazanmakta, bunlara IŞİD adlı ölüm makinesinin çağdışı vahşeti eklenmiş bulunmaktadır.

Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren, insanlık dışı katliamlar gerçekleştiren bu canileri yaratan ve halkların başına bela eden de bizzat emperyalistlerdir.

Demek oluyor ki, işçi sınıfının devrime kazanılarak mücadele sahnesine çıkarılması, günümüz dünyasının en yakıcı ihtiyacıdır. Bu ihtiyaca yanıt verilemediğinde, emperyalist-kapitalizm uzun yılları bulan bunalımına rağmen ayakta kalmayı sürdürecek, böylece insanlığı yıkıma sürüklemesi önlenemeyecektir.

Devrimler dönemine doğru

Yeni dönemin aynı zamanda yeni bir devrimler dönemi olacağı, partimizi önceleyen dönemde örgütümüz EKİM’in daha ilk konferansında, hem de neoliberal saldırıların revaçta olduğu, “tarihin sonu”nun ilan edildiği bir dönemde ortaya konulmuştur. Sonrasında yaşanan tüm gelişmeler bu tespitin doğrulanması olmuştur.

Evet, bir kez daha vurguluyoruz; içinde olduğumuz dönem tartışmasız olarak bir bunalımlar ve savaşlar dönemidir. Dünya işçileri ve ezilen halklar bunalımı ve onun ikiz kardeşi olan savaşları uzun bir dönemdir yaşıyorlar. Bunları, ne zaman, nerede ve hangi vesileyle olacağından bağımsız olarak yeni bir devrimler dönemi izleyecek, kapitalizm tarihin çöplüğüne gömülecektir. Bunu başarabilecek biricik güç ise, devrimci parti olarak örgütlenmiş ve toplumun tüm sömürülen ve ezilen katmanlarını kendi önderliği altında toplamış işçi sınıfıdır.

Kapitalizmin tek alternatifi olan sosyalizme ancak işçi sınıfının damgasını vurduğu bir devrimle varılacaktır. Böyle bir devrimin zaferi için ise devrimci bir sınıf partisinin varlığı olmazsa olmazdır.

Kürt sorununda güncel değerlendirmeler

Kapitalist sömürü ve soygun ile emperyalist barbarlığa, ancak ve ancak işçilerin örgütlü birliği sağlanarak yürütülecek devrimci sınıf mücadeleleriyle son verilebilir. Bunun bir diğer koşulu ise, tam da bu sayede olanaklı hale gelecek olan halkların kardeşliğidir. Bu çerçevede, Türkiye’de ve bölgede yakıcı bir sorun haline gelen Kürt sorununa değinmek ve partimizin bu soruna ilişkin görüşünü sizlerle paylaşmak istiyoruz:

Emperyalist müdahalelerin yanı sıra toplumsal çalkantılarla yerleşik statükosu son yıllarda hepten altüst olan Ortadoğu’da Kürt sorunu gitgide önplana çıkmakta, Kürt hareketleri olayların akışında etkin bir konum kazanmakta, Kürt halkı gittikçe çoğalan kazanımlar elde etmektedir. Güney Kürdistan’da fiili Kürt devleti, Batı Kürdistan’da fiili özerklik ve Kuzey Kürdistan’da Türk devletini günden güne daha çok zorlayan kapsamlı mücadele, bir arada bunun ifadesidir.

AKP iktidarının emperyalizmin dümen suyunda İran’a cephe alması, Suriye’deki gerici iç savaşta aktif taraf olması ve bu arada “Sünni ekseni” yaratmak gayreti içinde Irak’ın iç işlerine karışması, Kürdistan’ı aralarında bölüşmüş bu dört devletin Kürt halkına karşı gerici tarihsel ittifakının zaafa uğramasına yolaçmış, bu ise Kürt halkının özgürlük ve eşitlik mücadelesi için daha uygun koşullar yaratmıştır.

Bu gelişmelerin toplamı Kürdistan’ın farklı parçaları arasındaki sınırları önemli ölçüde yıkmış, onlar arasındaki etkileşim büyük bir güç kazanmıştır. TKİP bu gelişmeyi Kürt halkının kendi istem ve eğilimleri yönünden tümüyle meşru görmekte, geleceğin toplumsal devrimi için de ayrıca önemsemektedir. Geleceğin toplumsal devrimi Türkiye’yi çevreleyen tüm bölgelerde kaçınılmaz sarsıntılara gebedir. Dört ayrı devlet arasında bölünmüş fakat farklı parçalar arasında yoğun bir ilişki ve etkileşim içindeki bir Kürdistan olgusu bunu ayrıca kolaylaştıracaktır.

Bütün kazanımlarına ve çoğalan avantajlarına rağmen bölgenin toplamında Kürt sorununun akıbeti henüz belirsizliğini korumaktadır. Bunun gerisinde bölgenin yeni altüst oluşlara gebe olması gerçeği ile birlikte bölge gericiliğinin halihazırdaki gücü vardır. Belirsizliklerle dolu bu istikrarsızlık ortamında Kürt halkı kendi gücüne dayandığı ve bölge halklarıyla devrimci kader birliği çizgisinden kopmadığı ölçüde süreçten en iyi kazanımlarla çıkmayı başarabilecektir. Emperyalizmin bölgeyi kendi çıkarlarına göre yeniden şekillendirme çabalarından yarar umduğu ve daha da kötüsü buna alet olduğu ölçüde ise bölge halklarıyla birlikte bunun acısını çekmek akıbetiyle yüz yüze kalacaktır.

Halihazırdaki Kürt ulusal hareketlerinin devrimci bir konum ve kimlikten yoksun olmaları Kürt özgürlük mücadelesinin en büyük sorunudur. Yine de mevcut Kürt hareketleri arasında konum ve kimlik bakımından temel önemde farklılıklar vardır. Güney Kürdistan’ın Kürt partileri tümüyle emperyalizmin hizmetinde hareket ediyorlarken, Türkiye, Suriye ve İran’daki Kürt partileri, kuşkusuz büyük ölçüde PKK sayesinde, cepheden mücadeleye konu etmeseler bile emperyalizme karşı mesafeli durmakta, emperyalist planlara alet olmayı reddetmekte, tersine bölge halklarıyla yakınlığa ve dayanışmaya önem vermektedirler.

TKİP Kürt halkının Kürdistan’ın tüm parçalarında elde ettiği ulusal demokratik tüm kazanımları desteklemekte, bunları gasp etmeye ya da sınırlamaya yönelik tüm girişimlere karşı kayıtsız şartsız Kürt halkının yanında yer almaktadır.”

Partimizin IV. Kongresi’nin Kürt ulusal sorununa ilişkin bu değerlendirmesi bugün de tüm güncelliğini korumaktadır. Bir kez daha bu vesileyle, Kürt halkına karşı devrimci sorumluluğumuzun gereği olan bir uyarıda bulunmak istiyoruz. Kürt hareketi, ya “çözüm süreci” ya da “savaş” kısır döngüsüne artık son vermelidir. Çürümenin doruğunu yaşayan burjuva cumhuriyeti diriltmek, ona “demokratik cumhuriyet” aşısı yapmak hayallerinden vazgeçmelidir.

Kürt halkı gerçek özgürlüğü ve tam hak eşitliğini ancak, başta Türkiye işçi sınıfı ve emekçi halkları olmak üzere, bölgenin kardeş halklarıyla devrimci kader birliğini esas alarak, birleşik devrimci mücadeleyi yükselterek kazanabilir. Kürt hareketi bu yönde politik-pratik açılımlar yapmalı, sahip olduğu tüm imkanları Türkiye işçi sınıfı ile Kürt halkının birleşik devrimci mücadelesini büyütmek için kullanmalıdır.

Komünistler bundan önce olduğu gibi bundan sonra da, Kürt sorununa ilişkin görevlerini eksiksiz olarak yerine getirecekler, Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkı başta gelmek üzere, tam hak eşitliğini savunmaya ve saldırılara karşı Kürt halkıyla eylemli dayanışmada bulunmaya devam edeceklerdir. Fakat öte yandan da, iki ulustan ve diğer milliyetlerden işçilerin birliği ilkesi doğrultusunda asli çabalarına yoğunlaşacaklardır. Çünkü partimiz, işçiler birlik olmadan halkların kardeş olamayacağına inanmaktadır.

Yeni dönem sınıf hareketi ve Parti

Partimiz geçtiğimiz yıla “işçilerin birliği” şiarını ete kemiğe büründürdüğü Greif direnişinin politik ve moral gücüyle girmişti. Bu militan işçi direnişini, bu yılın Nisan ayında Bursa’da patlak veren “metal fırtınası” izledi. Bu fırtına da tıpkı Greif gibi partimizin yılları bulan çalışmasının bir ürünüydü. Partimizin yarattığı birikime dayanan, bu birikimden güç alan bir politik müdahalenin eseriydi.

Bursa sınırlarını aşarak yayılan bu fırtına bugün sınırlı kimi kazanımlar elde ederek geri çekilse de henüz dinmemiştir. Tersine, güç biriktirilmekte, eksiklikler tamamlanmakta ve geleceğin yeni fırtınalarına hazırlanılmaktadır.

Dostlar, yoldaşlar!

Sözlerimi şu temel önemde gerçeği bir kez daha vurgulayarak bağlamak istiyorum. Bugün tüm toplumun üzerine büyük bir ağırlık olarak çöken gerici kuşatmayı ancak işçi sınıfı yarabilir, devrimci çıkış yolunu ancak işçi sınıfı açabilir. Kürt sorunu konusunda gerçek bir açılımı da ancak işçi sınıfı yapabilir. Bu ise Greif direnişi ve metal fırtınası gibi örneklerin çoğaltılmasıyla, devrimci bir işçi hareketinin geliştirilmesiyle başarılabilir. Komünistler bu yolda ilerlemeye kararlıdırlar. Yeni Greif’lar ve yeni metal fırtınaları yaratmak için bundan sonra daha fazla çaba sarf edeceklerdir.

Partimizin önümüzdeki döneme ilişkin temel şiarı olan “devrimci sınıf hareketi için ileri” şiarına hayatiyet kazandırmak için her zamankinden daha büyük seferberlik içinde olacaklardır.

Devrimci sınıf hareketi için ileri!
Yaşasın partimiz TKİP!
Şan olsun Ekim Devrimi’nin 98., partimizin 17. mücadele yılına!
Yaşasın proletarya devrimi ve sosyalizm!

www.tkip.org