Sermaye düzeninin bunalımı cumhurbaşkanlığı seçimleriyle derinleşiyor!

İşbirlikçi sermaye iktidarını Ortadoğu’da içine düştüğü açmazdan kurtarmak ve Türkiye'de sınıf ve emekçi hareketinin gelişmesinin önünü kesmek hesabıyla, düzen güçlerinin gerici ittifakını gündeme getirdiler.

Düzen siyasetinin uzun süreden beri aşılamayan krizi, cumhurbaşkanlığı seçiminin yaklaşmasıyla derinleşmeye başladı. Tüm düzen güçleri, emperyalist merkezler tarafından Türkiye’ye biçilen rolle uyumlu bir şekilde cumhurbaşkanlığı seçimlerine kilitlendi. Sermaye partileri, seçimin galibi olabilmek için bir süredir hummalı bir çalışma yürütüyorlar.

Haziran Direnişi ile toplumsal muhalefetin yükselmesine ve ortalığa dökülen yolsuzluklara rağmen AKP’nin yerel seçimlerde yüksek oy alması, düzen muhalefetini, bu dinci-gerici partiyi geriletme arayışına sürükledi. Öte yandan ABD başta olmak üzere, emperyalist odakların yorulan atı değiştirmek için giriştikleri hamleler de, Irak'taki son gelişmelerle birlikte belirginleşmeye başladı.

Ancak düzen siyasetinin, AKP’ye güçlü bir alternatif ortaya çıkarmakta yaşadığı tıkanıklık, at değiştirirken emperyalistleri zorluyor. CHP'nin 2009 genel seçimlerden bugüne emperyalistler tarafından bu yönde özel bir şekilde öne çıkartılması, devlet aygıtını ele geçiren AKP'ye alternatif oluşturma ihtiyacından kaynaklanmıştır. CHP, emperyalist güçlerin de teşvikiyle, kendisine biçilen role uygun dönüşümleri gerçekleştirdi. Ancak buna rağmen kendisinden beklenilen başarıyı elde edemedi.

Şu anda ise, işbirlikçi sermaye iktidarını Ortadoğu’da içine düştüğü açmazdan kurtarmak ve Türkiye'de sınıf ve emekçi hareketinin gelişmesinin önünü kesmek hesabıyla, düzen güçlerinin gerici ittifakını gündeme getirdiler. Bu politikanın iz düşümü olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hem Hürriyet gazetesine verdiği demeçte hem Almanya'da gerçekleştirdiği mitingde yaptığı konuşmada, cumhurbaşkanlığı seçiminde HDP'nin oylarına talip olduğunu söyledi. HDP’nin oylarını talep eden CHP, MHP ile anlaşarak, İslam İşbirliği Konferansı (İKÖ) Eski Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu'nu cumhurbaşkanlığına aday gösterdi.  

Seçimden galip çıkmak isteyen CHP, emperyalist efendilerinin gözüne girmek için Kürt emekçilerinin oylarına talip oluyor. Öte yandan bu hamleler AKP'nin gerici misyonunu devralmaya talip olduğunu kanıtlıyor. Dinci- gerici AKP'nin çözüm aldatmacası adı altında izlediği politikayı kaldığı yerden devralmaya hazır olduklarını beyan eden Kılıçdaroğlu’nun; “Çözüm sürecinin inşası karşılıklı güvene dayanmalı. Ancak ortada iki tarafın birbirine güvenmediği bir tablo var. Karşılıklı güveni tazeleyecek, sorunu kararlılıkla çözecek tek parti ise CHP. Bu nedenle onların da oyuna talibiz” sözleri buna işaret ediyor.

Bu açıklamalar, Kürt hareketini düzen sınırlarına çekmek için izlenen politikayı layıkıyla yerine getirmek için, izlenen aldatma kampanyasının bir parçasıdır. En son Diyarbakır Lice'deki kalekol eylemlerine yönelik devlet terörü ardından Türk bayrağının indirilmesi üzerinden milliyetçiliği dizginlerinden boşaltan CHP’nin, aynı günlerde HDP’nin oylarına talip olması, cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmak için oy avcılığına çıktığına işaret ediyor.

Alevi oylarını çantada keklik görerek yerel seçimlerde Mustafa Sarıgül ve Mansur Yavaş gibi gericileri aday gösteren CHP, şimdi de burjuva düzen güçleri ile ittifak yaparak emperyalizmin yeminli bir uşağı olan Ekmeleddin İhsanoğlu’nu cumhurbaşkanı adayı gösteriyor. Bu girişimle, IŞİD tehdidi karşısında Alevileri ve toplumsal muhalefeti ‘ılımlı islam’ çizgisine yedeklemek istiyorlar. Aynı anda ise, Kürt halkına düşmanlık temelinde siyaset yapan MHP ile ittifak yaparken Kürt halkının ulusal istemlerine önem verdiği yanılsamasını da yaratmaya çalışıyor. Amaç seçimlerden galip gelmek olunca, her türlü ilkesizlik ve burjuva politikasının en kokuşmuş yöntemleri uygulanıyor; yalan, demagoji, havada uçuşan boş vaatler, aldatmaca...

HDP-BDP tabanına yönelik şunları da söylemek isterim. Demokrasi ve özgürlük sadece Batı için geçerli bir kural değil. Doğu ve Güneydoğu için de geçerli olmalı. Türkiye’nin topraklarında demokrasi ve özgürlüğü eşit koşullarda tüm bölgeler için savunmalıyız. Oysa tüm Türkiye’de baskı var. Peki, baskılardan arınan, daha özgür bir Türkiye, düşüncenin özgürce ifade edilmesini istemiyor muyuz? O zaman sosyal demokrat bir partinin yani CHP’nin sesine kulak vermeliler.”

Kılıçdaroğlu'nun Almanya mitinginde yaptığı bu konuşma, sermaye düzeninin Kürt halkına yaptığı ulusal baskının suç ortağı olan CHP’nin, izlediği burjuva politikasının riyakarlığını ifşa ediyor.

Özgürlük ve demokrasi söylemleri, hem 12 yıldan beri sermaye düzeninin vurucu gücü olan dinci-gerici AKP'nin destekçisi olan kesimden oy alma çabasından kaynaklanıyor; hem de Kürt halkını, çözüm aldatmacasını kendilerinin sürdüreceğine inandırmayı ve kendilerine yedeklemeği amaçlıyor. CHP’yi bu adımları atmaya zorlayan, Kürt halkının Irak ve Suriye’deki kazanımlarıdır.

Emperyalistler, enerji kaynaklarını denetim altında tutmak ve hegemonya savaşından galip çıkmak için, Ortadoğu’daki gerici savaşı tetiklediler. Şimdi de aynı projeyi yeniden devreye sokarak, ‘ılımlı islam’ maskesi altında Türkiye’yi Ortadoğu’da koçbaşı olarak kullanmaya devam etmek istiyorlar. Türkiye'de toplumsal hareketin tarihi de, Ortadoğu halklarının mücadele tarihi de göstermiştir ki, masa başında yapılan dinci-mezhepçi, gerici emperyalist politikalar, halkların birleşik direnişi karşında hükümsüz kalmaya mahkumdur.

S. Seher