İki askerin yakılması ve emperyalizm gerçeği

IŞİD emperyalizmin öz çocuğudur. Türk sermaye devleti ise Ortadoğu’da emperyalizmin en büyük taşeronudur.

Geçtiğimiz hafta IŞİD’in iki Türk askerini yakarak öldürdüğü bir video yayınlandı. Tüm toplumun gündemine oturan görüntülerde iki Türk askerinin IŞİD tarafından Türkiye’nin Ortadoğu politikaları “teşhir” edilerek yakılması yer alıyor. Görüntülerin yayımlanmasının ardından fazlaca yorum yapıldı, senaryolar yazıldı.

IŞİD’in yayınladığı görüntülerden yansıyan çıplak gerçek ise uygulanan şiddetin barbarlığıydı. Orman kanunlarının geçerli olduğu kapitalist düzende karşımıza çıkan bu türden vahşi olaylar, sistem gerçekliğini yansıtmaktadır. Zira barbarca yöntemlerin adı ve uygulayıcıları her dönem değişse de özü değişmemektedir. Örneğin cihatçı çetenin kullandığı “insan yakma” yöntemini en iyi bilen ülkelerden biridir Türk sermaye devleti. Bu konuda bodrumlarda yakılan Kürt gençlerinden, gerilla cenazelerine uygulanan işkenceye kadar bir çok olguyu sıralayabiliriz. Bu topraklarda Ulucanlar’da ve 19 Aralık’ta hapishanelerde, Sivas’ta Madımak Oteli'nde insanlar sermaye devleti tarafından diri diri yakıldı. IŞİD’in nereden feyz aldığını görmek isteyenler sadece bu örneklere bakabilirler.

IŞİD emperyalizmin öz çocuğudur

IŞİD emperyalizmin öz çocuğudur. Türk sermaye devleti ise Ortadoğu’da emperyalizmin en büyük taşeronudur. Emperyalist politikaların uygulanması aşamasında hangi yöntemlerin kullanılacağı emperyalist kapitalist sistemin onayından geçer. Bugün sosyal medya sayfalarından izlenen vahşet görüntülerinin gerisinde onları “eğitip-donatan” sistem gerçeği yer almaktadır.

Savaş alanları emperyalist barbarlığın ayyuka çıktığı yerler oluyor. Emperyalistler tırmandırdıkları savaş politikaları neticesinde en modern teknolojik aletlerle her yanı kana buluyor. Geride kalan yıllarda hayata geçirilen savaşlar dizisi (Afganistan, Irak, Libya, Suriye, Gürcistan, Ukrayna vd...) bu olguyu tartışmasız bir şekilde ortaya koymaktadır.

Hegemonya krizi derinleştikçe emperyalistler arası çelişkiler keskinleşiyor, dünya üzerindeki egemenlik kavgası kızışıyor. ABD emperyalizmi '90’lı yıllarda henüz “rakipleri hazır değilken” dünya üzerindeki egemenliğini koruyabilmek için birçok vahşi yöntem kullandı. '91’de 1. Körfez Savaşı ile startı verilen saldırgan politikalar Ortadoğu’dan Kafkasya’ya ve Afrika’dan Makedonya’ya kadar bir dizi alanı içerisine alarak günümüze kadar devam etti.

Emperyalistler bundan 15 yıl önce 11 Eylül saldırısını bahane ederek dünya halklarına karşı topyekûn bir savaş ilan etmişti. Şimdi ise aynı senaryoların figüranları değişmiş bulunuyor, fakat barbarca icraatlar olduğu gibi devam ediyor.