Faşist diktaya da kölelik dayatmalarına da geçit vermemek için; Newroz’un isyan çağrısına kulak verelim!

Newroz vesilesiyle burjuvazinin işçi ve emekçiler arasında yarattığı önyargıları kırmak, her türden etnik, mezhepsel ve kültürel ayrımcılığı darbelemek için yoğun bir çaba sarf edilmelidir. AKP-MHP koalisyonunun faşist dikta rejimine ‘Hayır’ diyen her kesimi “terörist” ilan ettiği, gerici söylemler üzerinden sınıf ve emekçi kitleleri ayrıştırdığı böylesi bir dönemde “İşçilerin birliği halkların kardeşliği için; sermayenin diktatörüne de, diktatörlüğüne de HAYIR!” şiarını daha geniş işçi ve emekçi kesimlere mal etmek için seferber olunmalıdır.

Düzen siyasetinden ilerici-sol güçlere kadar, tüm toplumsal kesimlerin referandum gündemine kilitlendiği bir zaman dilimindeyiz. Farklı sınıf ve toplumsal kesimlerin çıkarlarını temsil eden siyasal özneler, referandum gündemi üzerinden çalışmalarına hız vermiş bulunuyor.

Seçimlere bir ay kala içeride ve dışarıda yaşanan her türlü gelişme, başta AKP iktidarı olmak üzere düzen siyaseti tarafından etkin bir şekilde istismar edilerek referandum eksenine bağlanıyor. Hollanda ile yaşanan gerilim süreci bu olgunun güncel bir örneği oldu. AKP-MHP koalisyonu söz konusu gerilimi ırkçı-şoven zehri topluma akıtmak, bu zemin üzerinden kitleleri saflaştırmak ve sandıkta ‘Evet’ oylarını arttırmak için cömertçe kullandı/kullanıyor.

CHP eksenli burjuva muhalefet ve ‘Hayır’ cephesinde yer alan diğer düzen güçleri de (MHP’nin muhalifleri, Saadet Partisi vs.) her türden gelişmeyi kendi durduğu zemin üzerinden referandum gündemine bağlıyor ve toplumu yedeğine almak için hummalı bir şekilde çalışıyor.

Bu boğucu atmosfer ve keşmekeş içerisinde devrimci sınıf çizgisini belirgin kılmak ve kitlelere mal etmek ise daha da önem kazanmış bulunuyor. İçinden geçtiğimiz bahar dönemi bu açıdan önemli olanaklar sunuyor.

Bahar süreci ve referandum çalışması

Mart ayı ile birlikte önemli tarihsel gündemleri içerisinde barındıran bahar dönemine girmiş bulunuyoruz. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dönemin ilk önemli gündemi olarak geride kalmış bulunuyor.

Siyasal atmosferin ağırlığına ve koşulların zorluğuna rağmen gerçekleştirilen 8 Mart eylemleri, toplum içerisinde biriken mücadele dinamiklerine bir kez daha ayna tuttu. Binlerce kişinin katıldığı gece yürüyüşleri ve yasak zincirini kıran eylemli süreçler, özellikle emekçi kadınlar arasında biriken öfkeyi gözler önüne serdi.

Her şeyden önemlisi, 8 Mart eylemleri kitlelerin OHAL koşullarında edilgenliğe itilerek pasifize edilmek istendiği bir dönemde sokağın hareketlenmesini sağladı. Referandum gündemi üzerinden yükseltilen ‘Hayır’ çağrısı ise böylelikle kendisine bir eylem ve hareket zemini bulmuş oldu.

Newroz, faşist dikta rejimine ve ücretli kölelik düzenine karşı isyan çağrısıdır

Çeşitli eylem ve etkinliklere konu olan 8 Mart süreci, bahar döneminin referandum çalışması açısından ne gibi olanaklar barındırdığını göstermiş oldu. Şimdi önümüzde Newroz ve 1 Mayıs gündemleri var.

Başta Kürt halkı olmak üzere, ezilen-sömürülen tüm kesimler bugünkü özlem ve taleplerini dile getirmek için Newroz eylemlerine katılmaya hazırlanıyor. Önümüzdeki on gün boyunca bir dizi Kürt kentinde ve Türkiye’nin dört bir yanında Newroz ateşleri yakılacak, bir kez daha gericiliğin karanlığı direniş ateşleri ile aydınlatılacak. OHAL ile üzerine ölü toprağı örtülmek istenen emekçi kitleler Newroz’la birlikte silkinecek ve zalimin karşısına dikilecekler. Bu süreç boyunca AKP iktidarı elbette sokağı zapturapt altına almak isteyecektir. Bir dizi kentte Newroz eylemlerini yasaklayacak ya da fiilen engellemeye çalışacaktır. Fakat 8 Mart süreci bir kez daha göstermiştir ki, AKP iktidarı için bunun kendisi o kadar kolay olmayacaktır. Zira kitlelerde biriken hoşnutsuzluk ve öfke, Newroz’la birlikte kendisine akacak kanallar arayacaktır.

Tam da bu nedenle, başta sınıf devrimcileri olmak üzere tüm ilerici-sol güçler sokağın, eylemin ve direnişin öne çıkacağı Newroz gündemini referandum çalışmasının önemli bir ayağı olarak değerlendirebilmelidir. Sermaye düzenine ve faşist diktaya karşı yükseltilen ‘Hayır’ çağrısının sokak ayağını Newroz üzerinden eylemli bir tarzda örebilmelidir. Zira, emekçi kitlelerde oluşan hoşnutsuzluğa Newroz üzerinden akacak kanallar açmak sınıf ve kitle hareketine ivme katacaktır.

Newroz süreci, aynı zamanda savaş ve saldırganlık politikalarına, topluma akıtılan ırkçı-şoven zehre karşı “işçilerin birliği, halkların kardeşliği” şiarının yükseltileceği bir dönem olarak ele alınmalıdır. Newroz vesilesiyle burjuvazinin işçi ve emekçiler arasında yarattığı önyargıları kırmak, her türden etnik, mezhepsel ve kültürel ayrımcılığı darbelemek için yoğun bir çaba sarf edilmelidir. AKP-MHP koalisyonunun faşist dikta rejimine ‘Hayır’ diyen her kesimi “terörist” ilan ettiği, gerici söylemler üzerinden sınıf ve emekçi kitleleri ayrıştırdığı böylesi bir dönemde “İşçilerin birliği halkların kardeşliği için; sermayenin diktatörüne de, diktatörlüğüne de HAYIR!” şiarını daha geniş işçi ve emekçi kesimlere mal etmek için seferber olunmalıdır. Günün ve 1 Mayıs’a doğru yol alan devrimci baharın çağrısı özetle budur.