Devrimci 1 Mayıs için devrimci sınıf hareketi

2016 1 Mayıs'ı bir kez daha, sermayeden ve onun uzantıları olarak hareket eden sendikal bürokrasiden bağımsız, sınıfın taban dinamizmine ve kendi bağımsız devrimci sınıf çizgisine dayanan devrimci bir sınıf hareketi yaratmadan, 1 Mayıslar'ın tarihsel ve sınıfsal özüne uygun örgütlenmesinin mümkün olamayacağını göstermiş oldu.

2016 1 Mayıs'ı geride kaldı. İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere; bir dizi kentte on binlerce emekçi savaşa, sömürüye ve faşist baskı politikalarına karşı güncel talepleri ile meydanlara indi.

Kapsamlı sosyal yıkım saldırılarının gündemde olduğu, siyasal gericiliğin dizginlerinden boşaldığı, faşist baskı ve devlet terörünün tırmandırıldığı, kirli savaş politikalarıyla, terör demagojisiyle, ırkçı-şoven propagandalarla, bombalı saldırılarla korku duvarlarının yükseltildiği bir dönemde on binlerin alanlara inmesi elbette önemli bir yerde duruyor.

Bu böyle olmakla birlikte 2016 1 Mayıs'ına yönelik işçi ve emekçilerin katılımında geçtiğimiz yıllara oranla önemli bir düşüş yaşandığının altını çizmek gerekiyor. Mevcut siyasal atmosferin bu tablonun oluşmasında önemli bir rol oynadığı açık. Fakat, sınıf hareketinin önünde ciddi bir engele dönüşmüş olan sendikal bürokrasinin ve uzlaşmacı-reformist anlayışların 1 Mayıs'a dönük hemen hiçbir hazırlık yapmaması, süreci son günlere kadar belirsizliğe mahkum etmesi 1 Mayıs eylemlerine işçi ve emekçi katılımının düşük olmasında fazlasıyla belirleyici olmuştur.

2016 1 Mayıslar'ından yansıyan bir diğer zayıflık alanı ise, reformizmin ve sendikal bürokrasinin 1 Mayıs eylemlerini düzenin belirlediği icazet alanlarına çekme çabası oldu. Siyasal konjonktürü bahane eden bu çevreler devletle karşı karşıya gelmemek için elinden geleni yaptı. Bu tutum, Taksim hariç diğer tüm 1 Mayıs eylemleri üzerinde belirleyici oldu ve 1 Mayıs'ın militan-devrimci ruhundan uzak, coşkusuz bir şekilde kutlanması sonucunu yarattı.

Oysa ki, siyasal atmosferin tüm ağırlığına rağmen 2016 1 Mayıs'ı, sermayenin kapsamlı saldırıları karşısında işçi sınıfı ve emekçilerde büyüyen öfkenin akacağı bir kanal olabilirdi. Bugün mevzilerde ve kimi sektörlerde biriken mücadele dinamikleri 1 Mayıs vesilesiyle güçlü bir çıkışın zemini olarak değerlendirilebilirdi. Mevcut sendikal hareketin başını tutanlar bırakalım işçi sınıfına bir mücadele kanalı açmayı ve 1 Mayıs'a hazırlanmayı; süreç boyunca mevzi direnişlerin ve sektörel çıkışların bastırılması için elinden geleni yaptılar, sınıf hareketini daha ilk aşamada baltalayan bir misyonla hareket ettiler.

Sonuç olarak 2016 1 Mayıs'ından yansıyan bu tablo, mevcut sendikal hareketin iflas ettiğinin yeni bir kanıtı olmuş, devrimci bir sınıf hareketi ile aşılması gerektiğini bir kez daha doğrulamıştır.

İki ayrı tutum, iki ayrı 1 Mayıs

2016 1 Mayıs'ına damgasını vuran bir başka önemli gelişme ise İstanbul 1 Mayıs'ında yaşandı. Taksim Meydanı'nın bu yıl bir kez daha yasaklanması, Taksim'in kazanılması bakışı ile 9 yıldır birlikte hareket eden güçler içerisinde gelinen yerde ayrışma yaşanmasına yol açtı. 2007'den beri Taksim 1 Mayıs'ını birlikte örgütleyen güçlerin büyük bir kesimi sermaye devletinin yasak zincirine boyun eğerek soluğu Bakırköy'de aldı. DİSK, KESK, TMMOB, TTB ile HDP, KP, EMEP, Haziran vb. bir dizi reformist çevre düzen icazetine sığınarak, Bakırköy 1 Mayıs'ında buluşturlar. Politik açıdan iflas ve iddiasızlık anlamına gelen bu tutum, hiç gecikmeden sermaye düzeninin takdir ve teşekkürü ile karşılandı.

9 yıldır Taksim iradesinin öznesi olan sınıf devrimcileri ve kimi ilerici-devrimci güçler ise 1 Mayıs'ta Taksim kararlılığını sürdürdüler. Hiçbir meşruluğu olmayan Taksim yasağını tanımayarak 1 Mayıs'ı direniş gününe çevirdiler. Bu yönüyle tarihsel ve sınıfsal özüne uygun bir 1 Mayıs pratiği ortaya koydular.

Devrimci 1 Mayıs için devrimci bir sınıf hareketi

2016 1 Mayıs'ı bir kez daha, sermayeden ve onun uzantıları olarak hareket eden sendikal bürokrasiden bağımsız, sınıfın taban dinamizmine ve kendi bağımsız devrimci sınıf çizgisine dayanan devrimci bir sınıf hareketi yaratmadan, 1 Mayıslar'ın tarihsel ve sınıfsal özüne uygun örgütlenmesinin mümkün olamayacağını göstermiş oldu.

Bu nedenle, daha şimdiden yeni Greif ve Metal Fırtınaları yaratarak önümüzdeki 1 Mayıslar'a hazırlanmalıyız. Yeni fırtınalar içerisinde sınıfı devrimcileştirmeli, tüm enerjimizi devrimci bir sınıf hareketi yaratmaya hasretmeliyiz. Zira ancak o vakit kızıl 1 Mayıslar'ın önünde hiçbir güç engel olamayacak, hiçbir alan işçi sınıfına kapatılamayacaktır.