Çocuklara reva görülen, bu sistem için “şehit olmak”

Bu düzenin çocuklara gericilik ve düşmanlıktan başka verebileceği bir şey yoktur. Çocukların gerici hesaplara kurban gitmemesi için milliyetçi-gerici politikalara ve bu politikaları besleyen kokuşmuş düzene karşı mücadele etmek gerekmektedir.

Toplumu kutuplaştırarak siyasal olarak nemalanmanın hesaplarını güden AKP iktidarı milliyetçi-gericilik zehri ile çocukları zehirlemeye devam ediyor. Dindar-kindar nesil yetiştirme hedefinde yol alan AKP, eğitim istemini baştan aşağıya gericileştiriyor. Eğitim sistemi üzerinden uygulanan ve iktidarın rengini taşıyan politikaların sonucu olarak ise ortaya ibretlik görüntüler çıkıyor. Bu sonuçlar çocuklara idam ipi ile poz verdiren örneklerde yansımıştı. Son örnek ise İstanbul Bağcılar’daki Vali Cahit Bayar İlkokulu’nda sözde “temsil” de yaşandı.

Çocuklar milliyetçi gericiliğin kurbanı

Vali Cahit Bayar İlkokulu’nda Çanakkale Savaşı’nın 102. yıldönümü nedeniyle 2. sınıf öğrencilerinin rol aldığı bir temsil hazırladı. “Vatan için şehit olmak” şovenizminin yüceltilerek milliyetçiliğin derinleştirildiği bugün “şehitlik mertebesi” çocuklar için de uygun görüldü. Söz konusu temsilde 7-8 yaşlarındaki öğrenciler asker kıyafetleri giydirilip savaştırıldı. Çocukların bazıları bu savaşta temsili olarak “şehit” düştü. Kız çocukları ‘tabut’ başlarında ağlarken asker üniformalı çocuklar asker selamına durdu!

Kitleleri aldatmanın ve kendi tarafında yedeklemenin aracı olan milliyetçiliğin en ‘kutsal’ argümanı ilan edilen, gerçekte ise özellikle işçi ve emekçi çocuklarının sermaye devletinin kirli emelleri uğruna öldükleri “vatan için şehit olma” durumu, burjuva siyaseti için yağlı bir kapı durumunda. Bu yağlı kapıdan içeriye alınma yaşı ise artık ilkokul sıralarındaki çocuklara dek düşmüş oldu.

AKP’nin “şehit” seviciliği

AKP’nin “şehit” seviciliği bakanlarından birinin gerçekleştirdiği bir ziyaretinde  sarf ettiği “İnşallah sizler de şehit olursunuz” sözlerinde somutlanmıştı. “Şehit” seviciliklerinin nedenleri referandum çalışmalarında ortaya çıkmış oldu. İşçi ve emekçileri daha kolay sömürmenin araçlarından biri olan milliyetçiliğin doldurduğu oy çuvallarının bilincinde olan AKP iktidarı, referandum çalışmalarında ‘Evet’ oylarını yine “şehitlik ve gazilik” demagojisi üzerinden istedi. Her fırsatta “vatan” ve “millet” edebiyatı yapan AKP iktidarı, gerici propagandasını ilkokul sıralarına indirerek geleceğe ‘yatırım’ yapıyor.

Eğitim sistemi 4+4+4­­=0!

Eğitim sistemini gericileştirme adımlarını son dönemde hızlandıran AKP iktidarı 4+4+4 ile bu adımları somutlamıştı. Ardından Osmanlıca derslerinden evrim konusunun müfredattan çıkarılmasına, din derslerinin saatlerinin artırılmasından felsefe derslerinin içinin boşaltılmasına dek bir dizi adım atılmış oldu. Gündeme yansıyan, İzmir Buca’da boş derslere gerici vakıf görevlilerinin girmesi, Felsefe derslerine din öğretmenlerinin girmesi, Milli Eğitim Bakanlığı ile Diyanet’in ortak çalışmalar adı altında çocuklara ara tatilde cami ödevleri vermesi, okullarda 15 Temmuz haftaları organize edilmesi ve KHK ihraçları ile eğitim alanında yer alan parasız, eşit, bilimsel ve anadilde eğitimi savunan öğretmenlerin ihraç edilmesi gibi örnekler de son dönemde eğitimde gericiliğin geldiği noktayı ortaya serdi.

Çocuklar gerici hesaplara kurban edilemez!

Ortaya serilen ibret verici görüntüler de gösteriyor ki, bu düzenin çocuklara gericilik ve düşmanlıktan başka verebileceği bir şey yoktur. Çocukların gerici hesaplara kurban gitmemesi için milliyetçi-gerici politikalara ve bu politikaları besleyen kokuşmuş düzene karşı mücadele etmek gerekmektedir. Bilimsel eğitim ancak sosyalizmin kuracağı sıralarda yer alacaktır.