Komer’in arabası 49 yıldır yanıyor!

6. Filo eylemlerinden Komer’in arabasının yakılışına ve günümüze kadar bu toprakların anti-emperyalist mücadele geleneği uzun yıllardır var. Bugün bu sorunlara dönük oluşan duyarlılıkları, yaşanan yıkımların yegâne sorumlusu olan emperyalist-kapitalist sisteme karşı bir mücadeleye dönüştürmek ise gençliği devrimci temellerde örgütlemekten geçiyor.

1968 Kasım’ında ABD Büyükelçisi olarak Robert Komer Türkiye’ye atanır. ABD emperyalizminin “Vietnam kasabı“ olarak bilinen Komer’in bu coğrafyaya gelişi büyük eylemliliklere neden olur. Daha bir kaç ay önce 15-18 Temmuz’da 6. Filo'yu Dolmabahçe’de denize dökerek anti-emperyalist mücadelenin meşalesini yakanlar Komer’i İstanbul’dan, Ankara’ya protestolar ile karşılarlar. İstanbul’da yapılan protestolarda tutuklananlar arasında Deniz Gezmiş de vardır. Robert Komer, ODTÜ Rektörü Kemal Kurdaş’la görüşmek için 6 Ocak 1969’da ODTÜ kampüsüne gelir. ODTÜ’lü öğrenciler Komer’in ziyaretini “Yankee go home” sloganları eşliğinde direnişe çevirir, Komer’in arabası yakılır. 9 Ocak’ta direniş ile ilgili 7 öğrencinin tutuklanması kararı verildiğinde ise 3 bin ODTÜ’lü dilekçe vererek “Biz de vardık” der.

Kapitalist emperyalist sistemin yarattığı yıkımlara bakarken bu topraklarda, Denizler’in yarattığı anti-emperyalist mücadele geleneğini incelemek önemli bir yerde duruyor. Vietnam’da yüz binleri katleden, bu coğrafyada “Marshall yardımı” ve “NATO” ile yer edinen ABD emperyalizminin, Dolmabahçe’den ODTÜ’ye gençlik tarafından büyük protestolarla karşılanması ve Komer’in arabasının yakılması gençlik cephesinde anti-emperyalist duruşun ifadesidir. Bu duruş zamanla düzenin icazetçi sınırlarına da sığmaz ve devrimci bir kopuşa döner.

Bugün temelinde emek sermaye çelişkisi olan emperyalist kapitalist sistemin yarattığı yıkımlar günden güne çoğalıyor. Ortadoğu, emperyalistlerin pay kapma savaşı içinde kan gölüne çevrilmiş durumda. Emperyalistlerin kirli masalarında halkların kaderleri tayin ediliyor. Bir yandan savaşlarla halklar katledilirken bir yandan da milyonlarca işçi ve emekçi kölelik koşulları dayatmasıyla azgınca sömürülüyor. Bedeller ödenerek kazanılmış haklar bir bir geri alınırken dünyanın dört bir yanında OHAL uygulamaları ile toplumun her kesimine dönük baskılar arttırılıyor. Bugün bütün yaşananlara baktığımızda bu sistemin dünyayı ve insanlığı bir yok oluşa sürüklediğini görüyoruz.

6. Filo eylemlerinden Komer’in arabasının yakılışına ve günümüze kadar bu toprakların anti-emperyalist mücadele geleneği uzun yıllardır var. Toplumsal-siyasal sorunlara dönük gençlik her zaman duyarlılığını koruyor. Bugün bu sorunlara dönük oluşan duyarlılıkları, yaşanan yıkımların yegâne sorumlusu olan emperyalist-kapitalist sisteme karşı bir mücadeleye dönüştürmek ise gençliği devrimci temellerde örgütlemekten geçiyor.