“İki denizin arasındaki” yoksul Nil adasında yaşam

Abeer Mahrous, Warraq Adası’nda küçük bir tepede bulunan kırmızı tuğlalarla yeşilliklerden ayrılmış yarı inşaat halindeki evinin önündeki bankta oturarak şöyle diyor: “Dört ya da beş çocuğu olan insanların hayatlarını nasıl geçindireceği sanılıyor? Her şey çok pahalı şimdi... Pirinç, şeker, domates... Her şey.”

“Bizim ne yiyip içeceğimizi sanıyorlar? Nasıl yaşayacağımızı farz ediyorlar?” diye kızgınlıkla tekrarlıyor yine. “Ne zaman bir şeyler satın almaya çalışsak onlar ‘Dolar gittikçe pahalılaşıyor’ diyorlar. İyi de, bizim bu konuda ne yapabileceğimizi düşünüyorlar?”

1 Kasım'da Mahrous ve bölgenin diğer sakinleri “Yoksulların devrimi” diye lanse edilen 11 Kasım protestolarına şüpheyle yaklaştı. Bir şey olup olmayacağına ya da gösterilere kimin çağrı yaptığına dair tereddütleri vardı. O gün geldi, geçti ve şimdi bir ayı aşkın süre sonra, “yoksulluk karşıtı” herhangi bir eylemin herhangi bir zamanda gerçekleşeceğinden şüpheleri yok.

Mısır Merkez Bankası, IMF'nin vereceği ilk 12 milyar dolarlık kredi öncesinde zorunlu hale getirdiği, uzun süreli ağır neo-liberal politikaların hayata geçirmenin bir adımı olarak 3 Kasım'da poundun değerini düşürdü.

Doların fiyatı şimdi resmi olarak yaklaşık 18 EGP [Mısır para birimi], devalüasyondan önce ise dolar 8.8 EGP'de kaldı, fakat karaborsada iki katı fiyata satıldı. Kamu Seferberliği ve İstatistik Merkezi Ajansına (CAPMAS) göre, tahvil ihracından beri enflasyon yükselerek Kasım ayında yüzde 20,2 ile yedi yılın en yüksek değerine ulaştı.

Middle East Eye’a şu an “Her şeyin fiyatı en az bir ya da bir buçuk pound yükseldi” diyen Mahrous, et gibi gıda maddelerinin kendi ailesi için aşırı nadir bulabilecekleri arasında olacağını söyledi.

Beş çocuk annesi Mahrous, adada, halk arasındaki tabirle “iki denizin arasında” doğdu ve tüm yaşamını burada geçirdi. İki kız kardeşi yanında yaşıyor ve kocasının ailesi onun yanında, çamurlu tepedeki aynı sokakta yaşıyor, yani o ailede her zaman yakınlarında. Tüm adada 100.000 dolayında kişinin ikamet ettiği tahmin ediliyor.

Warraq adası, kentin simgesi haline gelen ünlü Kahire Tower ve Kahire Opera Binası gibi yerlere ev sahipliği yapan, Kahire'nin varlıklı adası Zamalek'e yaklaşık olarak bir saat uzaklıkta. MEE'ye konuşan Mahrous “Fiyat yükselişleri parası olanlara çok bir şey fark ettirmiyor, fakat Warraq adasındaki bizler için... Biz nasıl başa çıkacağımızı bilmiyoruz” diyor ve evini nasıl geçindirdiğini anlatarak ekliyor: “Benim eşim tesisatçı bu yüzden günlük olarak çalışıyor. Düzenli geliri yok.”

Çay için suyu ısıtırken Mahrous “Ben kek yapmak istiyordum ama hala gaz satın almak için beklemek durumundayım” ifadelerini kullanıyor. Sıvı petrol gazı (LPG) silindiri şimdi 30 EGP tutarında. Buna ilişkin de “Çünkü tüccarlar gazı adaya dışardan getirmenin karşılığını almak zorunda” şeklinde konuştu.

Mahrous kendisinin her şeyi baştan yapmak zorunda kaldığını, ekmeği bile kendisinin pişirdiğini söylüyor ve “Un hala çok pahalı, fakat benim pişirdiğim şeyler daha tatlı ve iyi” diyerek iyi tarafından bakmaya çalışıyor.

Çaya şeker karıştırırken kendisinin şeker krizini diğer herkesten sonra fark ettiği esprisini yapan Mahrous “Ben çamurlu evde yaşamaya alışığım fakat yakın zamanda tuğladan bir bina inşa ettik, bu yüzden bizim tüm akrabalarımız ev hediyesi olarak şeker getiriyordu. Ben kriz olduğunu fark etmedim” diyerek komşularının “şeker depolama” -şeker krizinin başlamasıyla bazı yetkililerle sorun yaşayan iş sahiplerine yükümlülükler getirilen- şakasına gülüyor.

Fakirleşmiş kesimler arasında yaygın bir şekilde çalışmalar yürüten sosyolog Rasha Hassan, ekonomik krizin derinleştiği zamanlarda, evlerini geçindirme ve işleri organize etme eğiliminde olan Mısırlı kadınların alternatif yollarla geçimlerini sağladıklarını dile getiriyor.

MEE'ye konuşan Hassan şöyle dedi: “(Bu kadınlar) her şey için alternatifler bulacaklar. İnsanların açık kapı bulma ve zor koşullara uyum sağlama kapasiteleri var çünkü hayatta kalmanın yollarını bulmak zorundalar.

Tek problem yiyecek de değil çünkü onlar ayrıca sağlık ve eğitimde artan masraflarla baş etmek zorundalar.

Mahrous'un 15 yaşındaki kızı, Ghada, sekizinci sınıfı bitirdikten sonra okula gidemeyecek. Mahrous bunu “Okullar çok uzak, ve çok daha pahalı dersler almak zorunda kalacak” diye gerekçelendiriyor.

Mahrous, “Gerçekten iyi bir öğrenci olmasına rağmen” diye de ekliyor. Ghada ise MEE'ye okula devam etmek istediğini fakat bunun bir yolunu henüz bulamadığını söylüyor.

Ghada'nın dayısı, 65 yaşındaki Hasan Badawi de yaşamının çoğunu adada, Arap hattatlığında uzmanlaşmış bir sanatçı olarak geçirmiş. Rengarenk ve ışıltılı resimlerle çevrili küçük dükkanında MEE’ye konuşan Badawi ekonominin herkese zarar verdiğini fakat Warraq adasında başka benzersiz problemlerin de olduğunu anlatıyor.

Nil nehri sahilinde duran kadınlar bulaşıkları ve çamaşırları burada yıkarlarken Badawi “Bizim kanalizasyon sistemine ihtiyacımız var. Bizim temiz suyumuz yok” diyor. Badawi bu durumu, kanalizasyon sistemi olmadığı için bir sürü atık Nil nehrine atılıyor diye açıklıyor.

Diğer sakinlerin çoğu da Badawi ile hemfikir. “Hayal edebiliyor musunuz, biz Nil nehrinin ortasında yaşıyoruz ve temiz akan suyumuz yok?”

Diğer problemler arasında hastane ve toplu taşıma olmaması yer alıyor. “Bir tane sağlık ünitesi var, fakat o da öğlen itibarıyla kapanıyor” diyor Magdi Ali. “Bir gece ben hastaydım ve öleceğimi sandım ve Nil nehrini geçip şehre ulaşmak için bir tekne bulamadım.”

Mahrous aynı konunun üzerinde durarak “Hamile kadınlar ne yapabilirler? Doğum sancısı geçiren ve hastaneye yetişmek için yeterli zamanı bulunmayan kadınlar var” diyor.

Adadan şehre gitmek için, Warraq sakinleri sefer başına yarım pound karşılığında feribota binebiliyor. Ancak, gece yarısı feribot duruyor ve ada sakinleri genel olarak seferlerin güvenli olmayışını eleştiriyor. Hükümet şu anda anakarayla köprü inşa ediyor, ada sakinleri ise MEE'ye köprünün kullanıma açılmadığını söylüyorlar.

Devlet önceden adayı sakinlerinden almayı denedi. Fakat ada sakinleri taşınmayı reddedince bu girişimler boşa düştü. Mahrous'un komşusu, Um Mohamed, bunların eski başkan Hüsnü Mübarek'in en parlak olduğu dönemde yaşandığını ve ondan sonra devletin geri çekildiğini söyledi.

Um Mohamed bu problemlerin yıllardır var olduğunu söyleyerek “İnsanlar bunlara alıştı fakat bu hala adaletsizlik” diye ekledi.

Dayısı Badawi'nin evine geri yürürken, Ghada annesinin kullanılmış suyu dışarı atmış olduğunu umut ediyor. Eğer yapmamışa, Ghada yapacağı işler listesine başka bir zevksiz iş eklemiş olacak. O hala bütün zorluklara ve hizmetlerdeki eksikliklere rağmen yaşamının geri kalanında adada yaşamak istiyor. O, adayla ilgili endişelerine yetkililerin muhtemelen hiçbir zaman yüzlerini dönmeyecekleri gerçeğini de kabullenerek ekliyor:

“Burası benim evim, ve burası benim babamın evi. Başka nereye gidebilirim? Ben adanın yarısını biliyorum, ve eğer biri ya da birşey beni rahatsız ederse, her zaman dönebileceğim  birileri var.”

21/12/16

Kaynak: Middle East Eye
Çeviri: Kızıl Bayrak Çeviri Kolektifi

* Ç.N: Mısır'da sosyal medya üzerinden örgütlenen, fiyatların düşürülmesi ve IMF'den kredi alınmasına son verilmesi taleplerinin yükseltildiği ve halkın sahip çıkmasının ardından Müslüman Kardeşlerin gösterilerine dönüşen eylemler söz konusu ediliyor.