“Demokrasinin en yüksek biçimi komünizmdir!”

Sandinist Kurtuluş Cephesi’nin kurucularından ve 1979 devriminden sonra İçişleri Bakanlığı yapan Tomás Borge Martinez (2012 yılında yaşama veda etti) 1992’de, Küba’da Fidel Castro ile uzun süren bir sohbet gerçekleştirir. Bu sohbetin notları tam üç yüz sayfalık tutanaktan oluşur. On saat süren bu sohbetin esas özelliği, Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku’nun dağıldığı, inanılmaz karşı devrimci bir kara propagandanın yayıldığı, anti komünist histerinin ideolojik bir zaferle saldırıya geçtiği, tarihin sonu ve burjuva liberal demokrasinin zaferinin ilan edildiği bir atmosferde gerçekleşmesidir. Öyle ki, Küba ne zaman düşecek tartışması gündemden düşmemektedir. Bu açıdan okunduğunda sohbet notları büyük bir önem ve güncelliğe sahip. Bu sohbetin tutanağı ne yazık ki sadece Küba’da yayınlandı ve başka dillere çevrilmedi. Junge Welt gazetesi Tomás Borge’nin ölümü üzerine, 2012 yılında sadece sınırlı bazı kısa bölümler yayınlandı.

Fidel: … Dün akşam gördün, Latin Amerika’nın değişik bölgelerinden gelen insanlar bize büyük umutlar bağlamış, bizden bir şeyler talep etmektedirler. “Direnişe devam”, “mücadele…” Bizim bu direnişi gösterecek yetenekte olduğumuzu kanıtlamamız gerekiyor. Bizim bu direnişi gösterecek yetenek ve birikime sahip olduğumuza inanıyorum...

Büyük bir muğlaklığın egemen olduğu, oportünizmin revaçta olduğu bir tarihsel dönemeçte bizim belli ilkeleri savunmamız can alıcı önemdedir. İnsanlık tarihinin hiçbir döneminde gericilik imparatorluğunun (emperyalizm) bu denli büyüdüğüne rastlanılmadı. Fakat bunun sonsuza dek süreceği düşünülmemelidir. Bu imparatorluk bağrında taşıdığı çelişki yumağı içinde her gün boğulmaktadır. Bir konuda aynı düşünüyoruz. Bugün esas olan ilerici, gerçek demokrat, devrimci bütün insanların kendi değerlerine sahip çıkmalarıdır. Şüphesiz ben -şimdi ne gelirse gelsin- başka bir zamanın geleceğine güveniyorum. Bu durumda gerici büyük bir dalganın cenderesinde bulunuyoruz, fakat ardından dünya bazında yeni devrimci bir dalganın geleceğine inanıyorum. Bu kaçınılmazdır. Biz olalım ya da olmayalım, bu ilerici, devrimci dalga mutlaka gelecektir…

T. Borge: Fidel, demokrasi sizin için ne anlam taşıyor?

Fidel: Demokrasi benim için halkla bütünleşmiş, halkın bağrından çıkmış, halkın desteğine sahip, halkın çıkarları için çalışan, mücadele eden bir yönetimdir. Demokrasi temel hakların savunulması, bağımsızlık, ulusal onur ve namus hakkını kapsar.

Burjuva kapitalist demokrasinin bu hakların hiçbirini barındırmadığını söylüyorum. Şu soruyu soruyorum kendime: Bir küçük azınlığın muazzam zenginliğe sahip olduğu, geri kalan diğerlerinin ise hiçbir şeye sahip olmadığı bir ülkede demokrasiden söz etmek mümkün mü? Hangi eşitlik, hangi kardeşlik: dilenciler ile milyonerler arasında, olabilir mi? Yoksullar ile sömürülenler arasında eşit haklar!

Ben sosyal eşitsizliğin olduğu koşullarda, sosyal adaletsizlik koşullarında, yoksular ile zenginler arasındaki bölünmenin hüküm sürdüğü toplumlarda gerçek bir demokrasinin olacağını düşünmüyorum. Demokrasinin sadece sosyalizmde olacağına inanıyorum ve demokrasinin en yüksek biçiminin ise -hala ulaşamadığımız- komünizm olacağını düşünüyorum.

Şüphesiz eski çağ iktidarlarıyla kıyaslandığında kendini demokratik yönetimler olarak nitelendiren bazı klasik burjuva ülkeler daha ileri bir noktadadırlar. Onlar mutlakiyetçi monarşiden, feodalizmden daha ileridirler. Buna itirazım yok. Sömürülenlerin, yoksulların kritik yaşam koşullarını hafifletmek için sosyal yardımlar, işsizlik desteği ve benzeri bazı politikalar uygulanmakta. Fakat bütün bu yapılanlar büyük oranda sosyal devrimin ve sosyalizmin yükselişinin sonuçları olarak doğmuştur. Sosyalizmin ortaya çıkmasından bu yana burjuva toplumları devrimci hareketin önüne geçmek, sosyal dönüşümleri durdurmak korkusuna kapılmışlardır…

Kapitalist toplumların demokratik olmayacağını söylemek durumundayım. Kapitalist toplum eşit olmayanlar arasında acımasız bir mücadelenin sürdürüldüğü bir toplumsal yapıdır. Dolayısıyla kapitalist sistemde demokrasiye yer olmadığını söylüyorum… Kapitalizmde gerçek demokrasi olmayacaktır. Gerçek demokrasi ancak sosyalizmle olacaktır.

Kaynak: Junge Welt (Almanya)
Çeviri: Kızıl Bayrak Çeviri Kolektifi